2026 Yılı İçin Önemli Hatırlatmalar ve İslam’ın Önemi

2026 yılı dolayısıyla İslam’ın önemi ve hatırlatmalar üzerine bir değerlendirme.

HARUN ÜNAL‘ın yazısı:

Bu yazıda, kardeşlerime bazı ayet mealleri üzerinden hatırlatmalarda bulunmak istiyorum. İsa’nın (a) ruhunu mutlu kılacak olan Kur’an’ımızdan ve Allah Resulü’nün (s) sahih sünnetinden yola çıkarak, sizlere misafir olacağım. Rabbim, bu inanç ve umutla, İsa’nın (a) doğum yılı olarak kutlanan, ancak sarhoşların dolup taştığı bir geceden imanı gereği uzak duran kardeşlerimin yeni yıllarını tebrik ederek başlıyorum.

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla, alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd ve Resulüne salat ve selam ederiz. Hayırlı bir yıl dileğiyle…

Allah Teala, Resulüne (s) teselli vermek amacıyla şöyle buyuruyor: “Doğrusu ey Resul! Biz seni hak ile desteklenmiş bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Yakıcı azaba mahkum olanlardan sen sorumlu değilsin.” [Bakara, 2/19] Çünkü senin asıl görevin, mesajı iletmek ve risalet görevini yerine getirmektir. Bundan sonrası için sen sorumlu tutulmayacaksın. Allah Teala, “Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na yalvaranları yanından kovma! Onların hesaplarından sana sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara sorumluluk yoktur ki onları yanından uzaklaştırıp da zalimlerden olasın.” [En’am, 6/52] buyuruyor.

Ey Resulüm, sen ateş ehli olanlardan sorguya çekilecek değilsin. Onlar için umutsuzluğa kapılma ve üzülme! Çünkü küfür önderleri, Resulullah’ın (s) yanına geldiklerinde, orada bulunan fakir müminlerden rahatsız oluyorlardı. Allah Resulü (s) bu durumu benimser gibi görününce, Allah Teala, bu ayetle Resulünü uyardı.

Rabbimiz, “Sen onların dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hristiyanlar da senden asla memnun kalmayacaklardır. De ki: ‘Asıl doğru yol ancak Allah’ın yoludur.’ Eğer sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan, bilesin ki artık Allah sana ne dost ne de yardımcı olacaktır.” [Bakara, 2/20] buyuruyor.

Ey Muhammed! (s) sana, nasıl bir toplum oldukları, durumları haber verilen şu Yahudi ve Hristiyanlar var ya, sen onları bilemezsin. Onlarla beraber olmak adına ne yaparsan yap, onlar senin hiçbir iyiliğini ve fiilini asla kabullenecek değildirler. Sen onların dinlerine, inançlarına girmedikçe de senden memnun kalacak da değillerdir. Ne zaman onların inançlarını, gelenek ve törelerini kabul edip tam teslimiyet gösterirsen, işte o zaman senden memnun kalacaklardır.

Allah Teala, “Allah’ın hidayeti, doğru yolu ve Dini İslam’dır. İşte doğru yol da, hidayet de sadece budur. Bu durumda zorunlu olan şey, onların bu dine tabi olmalarıdır. Bunun dışında kalanlar ise, heva-heves ve onların şehevî temellere dayanır.” buyuruyor. Bu sebepledir ki Allah Teala, Nebisini ve ümmetinden her bireyi uyararak: “Eğer sen, onların dinlerine, istek ve taleplerine tabi olur, boyun eğecek olursan Allah’tan başka senin ne bir velin, ne bir destekleyenin ve ne de bir yardımcın olmayacaktır.”

Rabbimiz devamla şöyle buyuruyor: “Kendilerine kitap verdiğimiz ve onu hakkını vererek okumakta olanlar var ya, işte kitaba iman edenler onlardır; ama her kim onu inkâr ederse işte asıl kaybedenler de onlardır.” [Bakara, 2/121]

Rabbimiz, Nebisinin Kitap Ehli olan tüm Yahudi ve Hristiyanlardan umudunu kesmemesi adına ona şu haberi de veriyor: “Ey Resulüm! Onların tamamı aynı minval üzere, aynı karakterde, aynı yapıda değiller. Aksine, onlar içerisinden Allah’ın Kitabını okuyan, onu gereğince anlayıp kavrayan, kör bir taassup içerisinde olmayan, dünyası adına ahiretini satmayanlar da bulunuyor.”

Allah Teala, İsrailoğullarına sunduğu nimetleri hatırlattıktan sonra, onların nankörlük ederek işledikleri çirkinlikleri de tekrar ederek, hakka yönelmelerini istiyor ve onları hakka çağırıyor. Aynı zamanda onların atalarına ve kendilerine sunduğu nimetleri hatırlatarak şöyle buyuruyor: “Allah’ın emir ve yasaklarına bağlı kalarak öyle bir günün şiddetinden ve azabından sakının ki, o gün kimse başkası için bir şey ödeyemez; hiç kimsenin yerine başkası kabul edilmez, kimseye şefaat fayda vermez, onlara asla yardım da yapılmaz.” [Bakara, 2/123]

Bütün bu anlatılanlarda, dil ustalarının beğenmeyip, kulakları tırmalayacak rahatsız edici bir anlatım yoktur.

Kur’an’da Allah Teala, Resulümüz Muhammed (s) için iki vasıf kullanmaktadır. Bunlardan biri (Nebi) kelimesi, diğeri de (Resul) kelimesidir. Dolayısıyla bu, sıkıntılı bir durumdur. Bu sebepten ötürü, biz, (Nebi) geçen ayette, (Nebi) kelimesini aynen koruyoruz. (Resul) kelimesinin geçtiği ayetlerde de, kelimeyi aynen koruyoruz. Hiçbiri için “Peygamber” kelimesine yer vermiyoruz. (Hz.) kelimesini de kullanmıyoruz.

Burada esas konumuzu daha detaylı bir şekilde ayet ve sahih rivayetler çerçevesinde ele alacağız. Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir grubun sözünü dinlerseniz sizi imanınızdan vazgeçirip yeniden küfre döndürürler.” [Ali İmran, 3/100-101] Dikkat edilirse Allah Teala bu ayetinde iman edenlere yönelik olarak bizzat “Ey iman edenler!” diye sesleniyor. Onları, kitap ehlinin hile ve tuzaklarına düşmemeleri maksadıyla kitap ehline dikkat çekmeye gelince, Rabbimiz aynı hitabı kullanmıyor ve onlara yönelik olarak: “De ki: Ey Kitap ehli!” diye sesleniyor.

Ayetin içerisinde geçen “Ferîk” kelimesi, bir grup, bir topluluk, ayrılıkçı ve azılı bir şebeke gibi manaları içerir. Allah Teala, bu ayette “Ferik” kelimesine yer verirken, bununla Yahudi toplumundan bir guruba işaret etmektedir. Bu gurubun başında bulunan Yahudi asıllı, Müslümanlara karşı azılı bir düşman olan Şas İbn Kays ile onun denetiminde hareket eden bir topluluk bulunmaktadır.

Kurtuluş İslam’dadır. Ancak İslam’ı sadece birtakım geleneklerden ibaret sayanlara, Diyanet Takvimi’nin 2026. 1 Ocak yaprağında “Kadim Geleneği hayırlı işlerde yaşatmak” diye Besmeleyi bir gelenek sayan Diyanet ilgilerine ithaf olunur.

İslam, bir bütündür, hayat dinidir, bir nizamdır, uygulanması farzdır. “Dünyada Man, Ahirette İman” diyenlere de bir ikazdır. Çünkü iman ahirette değil, dünyada gereklidir. Ahiret hayatı, dünyadan ahirete pasaportsuz gidenlere, bir başka iman yolu açık değildir.

Evet, bir keresinde Ensar ile Muhacirler bir arada huzur içerisinde oturup hasbihal ederken, ayette sözü edilen bu azılı inkârcı Yahudi Şas İbn Kays kudurur. Çünkü Medine’de Muhacirlere kucak açan Ensar, İslam öncesi dönemde birbirlerinin azılı düşmanlarıydılar. Ancak İslam ile bir araya geldiler. İşte bu ayetin nüzul sebebi bu olaydır. Ama olay özel olsa da hüküm ve mana geneldir.

Evse ve Hazrec kabileleri, cahiliye döneminde birbirlerine karşı soykırım uygulamakta idiler. Ancak İslam ile bir araya geldiklerinde, kin ve nefret sona erdi. Yahudi Şas İbn Kays, yaşlı ve kindar biriydi. Bu kişi, Evs ile Hazrec arasına girerek eski düşmanlıkları kışkırtmaya çalıştı. Ancak Nebi (s) efendimiz geldiğinde, onlara: “Ben hala aranızda varken, siz buna rağmen cahiliye davasıyla mı ortaya çıkıyorsunuz?” dedi ve yukarıda sunduğumuz ayeti okudu.

“Ey iman edenler! Allah’ın emir ve yasaklarını gereği gibi uygulayarak azabından sakının ve ancak Müslüman olarak can verin.” [Ali İmran, 3/102]

Gelecek yazıda buluşmak umuduyla.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu