Sudan’da Savaşın Şiddeti Artıyor: Hartum Yeniden Hedefte

Sudan’da savaş yeniden alevlenirken, Hartum ve çevresi yeni saldırıların hedefi oldu. BAE’nin desteklediği güçler çatışmayı derinleştiriyor.

BAE DESTEKLİ GÜÇLERDEN SUDAN’A YENİ SALDIRILAR: HARTUM YENİDEN İHA’LARIN HEDEFİNDE

Sudan’daki çatışmalar yeniden tırmanırken, başkent Hartum bir kez daha saldırıların odağı haline geldi. Ülkenin çeşitli bölgelerine düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırıları, çatışmaların yeni bir evreye girdiğini gözler önüne seriyor.

Reuters’ın 12 Ağustos tarihli raporuna göre, Hartum, Bahri ve Atbara’da İHA saldırıları gerçekleştirildi. Aynı gün stratejik öneme sahip El-Ubeyd şehri de yoğun bombardımana maruz kaldı. El-Ubeyd’deki sekiz İHA saldırısında iki kişi hayatını kaybetti, çok sayıda yaralı olduğu bildirildi. Sudan ordusu, geçen yıl Hartum’u yeniden kontrol altına almıştı. Ancak son saldırılar, başkent çevresindeki güvenlik kaygılarını yeniden artırdı.

BAE’NİN RSF’YE DESTEĞİ YENİDEN GÜNDEMDE

Sudan’daki çatışmaların merkezinde Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) yer alıyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), uzun süredir RSF’ye askeri destek sağlamakla suçlanıyor, ancak Abu Dabi yönetimi bu iddiaları reddediyor. Uluslararası kuruluşların yayımladığı raporlar, BAE üzerindeki baskıyı artırıyor.

Uluslararası Af Örgütü, Çin yapımı gelişmiş silahların BAE üzerinden RSF’ye ulaştırıldığına dair bulgular ortaya koydu. Örgüt, bu silahlardan bazılarının Hartum’da ele geçirildiğini, bazılarının ise Darfur’da kullanıldığını bildirdi. Human Rights Watch ise Mayıs 2026’da yayımladığı raporda BAE’nin RSF’ye sağladığı destekle ilgili detaylı incelemeler yaptı ve Kolombiyalı savaşçıların Sudan’a gönderilmesindeki BAE rolünü araştırdı. Sudan yönetimi, BAE’yi doğrudan ülkenin istikrarını tehdit etmekle suçlarken, daha önce psikolojik savaş yürütmekle de itham etmişti.

SUDAN’I PARÇALAMA TEHLİKESİ

Sudan, günümüzde fiilen büyük bir bölünme tehdidi ile karşı karşıya. Ordu, Hartum ve ülkenin doğusundaki geniş bölgeleri kontrol ederken, RSF özellikle Darfur’da hâkimiyetini sürdürmekte ve kendi paralel yönetim yapısını oluşturmaya çalışmaktadır. Bu durum, savaşın yalnızca iki silahlı grup arasındaki bir iktidar mücadelesi olmadığını, aynı zamanda dış müdahalelerin çatışmayı daha karmaşık ve tehlikeli hale getirdiğini göstermektedir. Bir Müslüman ülkenin, başka bir Müslüman ülkenin iç savaşındaki silahlı gruplara destek vermesi, İslam dünyasındaki ayrışmayı derinleştiriyor. Kızıldeniz’den Afrika Boynuzu’na kadar uzanan bölge, bu savaşın sonuçlarından etkilenmektedir.

BAE’NİN BÖLGE POLİTİKASI TARTIŞILIYOR

BAE’nin Sudan’daki rolü, Abu Dabi’nin bölgesel politikalarına yönelik eleştirileri artırıyor. Yemen’den Sudan’a kadar uzanan müdahale politikaları, BAE’nin bölgedeki ayrışmalardan faydalandığı yönündeki eleştirileri gündeme getiriyor. Silahlandırılan gruplar, parçalanan şehirler ve yerlerinden edilen milyonlarca insan, Sudan savaşını dünyanın en ağır insani krizlerinden birine dönüştürmüş durumda. Bu nedenle BAE yönetimine yöneltilmesi gereken temel soru açıktır: Sudan’ın parçalanması kimin çıkarına hizmet ediyor?

İSRAİL İLE BAE ARASINDAKİ STRATEJİK YAKINLIK

BAE ile İsrail arasındaki ilişkiler, 2020’deki İbrahim Anlaşmaları sonrasında stratejik bir boyut kazanmıştır. Bu yakınlaşma, Abu Dabi’nin İslam coğrafyasındaki politikalarını, İsrail’in bölgesel çıkarları çerçevesinde eleştirilmesine yol açmaktadır. BAE’nin Sudan politikalarının doğrudan İsrail tarafından yönlendirildiğini bağımsız birçok kaynak doğrulamaktadır. Ortaya çıkan siyasi sonuç ise dikkat çekicidir: Sudan zayıflamakta, Müslümanlar birbirleriyle savaşıyor, ülkenin kaynakları çatışmanın finansmanına dönüşmekte ve İslam dünyasında yeni ayrışma hatları belirginleşmektedir. Bu durum, İsrail’in çevresindeki Müslüman ülkelerin parçalanması ve zayıflamasıyla elde edeceği stratejik avantajlarla örtüşmektedir.

BEDELİ SUDAN HALKI ÖDÜYOR

Sudan’da Nisan 2023’te patlak veren savaş, milyonlarca insanı doğrudan etkilemiş, şehirler harabeye dönmüş ve birçok Sudanlı evlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Açlık ve salgın hastalık tehdidi giderek büyümektedir. Uluslararası Af Örgütü, Temmuz ayında RSF’nin Kuzey Darfur’daki eylemlerine dair ağır bulgular yayımlayarak El-Faşir çevresindeki saldırılarda insanlığa karşı suçların işlendiğini bildirmiştir.

Sudan’ın ihtiyacı olan şey daha fazla silah değil, dış müdahalelerin sona ermesidir. BAE yönetiminin RSF’ye destek verdiğine dair uluslararası bulgular karşısında, Abu Dabi’nin Sudan politikasının şeffaf bir şekilde sorgulanması gerekmektedir. Çünkü Sudan’ın parçalanmasının bedelini ne silah tüccarları ne de bölgesel güçler ödüyor; bedeli Sudan’ın mazlum halkı ödüyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu