Şam ile SDG Anlaşması Türkiye için Stratejik Bir Kazanç
Şam ile SDG arasında yapılan anlaşma, Türkiye’nin güvenlik kaygılarını giderirken PKK ile barış sürecine de katkı sağladı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye konusundaki görüşmelerinin ardından Washington’dan döndüğünde iyimser bir hava içindeydi. Ankara’da yapılan kapalı toplantılarda, Amerikalılarla Suriye üzerine tam bir fikir birliği sağlandığını ifade etti.
Fidan, Ahmed Şara’nın Beyaz Saray ziyareti sırasında dikkatli bir şekilde Suriye Devlet Başkanı ile Donald Trump arasındaki görüşmeye katıldı. Resmi olarak görünmese de, bu buluşma önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Suriye Dışişleri Bakanı ile yapılan görüşmelerde, Türkiye’nin endişeleri üzerinde durulduğu ve ortak anlayışa varıldığı belirtildi. Bu mutabakat, sahada da etkisini gösterdi. Suriye ordusu, SDG’nin kontrolündeki Halep’in bazı bölgelerine operasyon başlattı. Şam, SDG’yi sivilleri hedef almakla suçladı.
SDG’nin direnişine rağmen, ABD’li yetkililerin Suriye ordusunun ilerleyişini onaylaması, Washington’un SDG’ye karşı duyduğu hayal kırıklığını ortaya koyuyor. SDG, uzun süredir IŞİD ile mücadelede ABD’nin önemli bir müttefiki konumundaydı ve bu süreçte silahlandırıldı.
Amerikan birlikleri, SDG’nin kontrolündeki bölgelerde IŞİD’le mücadele misyonunu desteklemek amacıyla askeri üsler bulunduruyor. Uzmanlar, Suriye ordusunun ABD’nin izni olmadan SDG’ye saldırmasının mümkün olmadığını belirtiyor.
Ankara, SDG’nin devlet kurumlarına entegre olmasını sağlamak için baskı yapıyor. Ancak SDG liderleri, kendi özerk yapılarını korumaya çalışıyor. Müzakerelerin çıkmaza girmesi, Türk yetkilileri hayal kırıklığına uğrattı.
Suriye ordusu, SDG ile Halep’teki birliklerin geri çekilmesi konusunda anlaşmaya varınca doğuya yöneldi. Washington, SDG’den Fırat Nehri boyunca geri çekilmesini istemişti, ancak grup bunu reddetti.
Suriye operasyonu genişlerken, Arap aşiretleri SDG’ye karşı ayaklanmaya başladı. Bu olaylar sırasında ABD, durumu izlemekle yetindi. ABD elçisi Barrack, SDG komutanları ile toplantılar düzenleyerek durumu istikrara kavuşturma çabası içinde oldu.
İsrail, Suriye’nin toparlanmasına karşı sessiz kaldı. Suriye ve İsrail, ABD arabuluculuğunda bir gerilimi azaltma mekanizması kurma konusunda anlaşma sağladı. Çatışmaların ardından Barrack, Şara ile bir araya gelerek yeni bir ateşkes anlaşması duyurdu. Bu anlaşma, Türkiye’nin güvenlik endişelerini büyük ölçüde giderdi.
Ankara, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla anlaşmayı memnuniyetle karşıladı ve Suriye’nin istikrarına katkı sağlayacağı umudunu dile getirdi. Anlaşma, Türkiye için stratejik bir zafer anlamına geliyor.
SDG savaşçıları, Suriye’nin bakanlıklarına entegre edilecek ve böylece özerk bir varlık olma durumu sona erecek. Suriye’nin doğusundaki petrol ve gaz sahalarının kontrolü Şam’a geçecek ve SDG’nin gelir kaynakları azalacak.
Anlaşma, Deyrizor ve Rakka’nın hükümet kontrolüne geçmesini sağlarken, Haseke’deki devlet kurumlarının merkezi otoriteye bağlanmasını öngörüyor. SDG, Haseke’de sadece iç güvenlik işlevlerini sürdürecek ve sınır geçişlerini Suriye ordusuna devredecek.
SDG, Suriyeli olmayan PKK mensuplarını sınır dışı etmeyi taahhüt ediyor. PKK’nın bir kolu olan YPG, SDG içinde hakim konumda bulunuyor.
Türk yetkililer, SDG ile PKK arasında bir ayrım yaparak pragmatik bir yaklaşım sergiledi. Anlaşmanın uygulanması, Türkiye’nin en büyük korkusu olan PKK’ya bağlı bir devletçik oluşumunu engelleyebilirken, Kürtlerin kültürel haklarını da koruyacak.
Bu gelişme, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın barış çağrılarını da güçlendirebilir. Kandil yönetiminin, Öcalan’ın çağrısına kulak vermekten başka seçeneği kalmayabilir.
Kaynak: Mepa News




