İran’daki Eğitim Sistemi ve Okul Müdürü Romanı Üzerine

Celal Al-i Ahmed’in ‘Okul Müdürü’ romanı, İran’daki eğitim sisteminin çarpıklıklarını ve toplumsal ilişkileri ele alıyor.

1958 yılı, Tahran… İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin karmaşık özel yaşamı, hanedanın geleceği için bir erkek varis arayışıyla şekillenmiştir. İlk eşi Süreyya’dan boşanan Şah, Farah Diba ile evlenir ve bu evlilikten kısa süre sonra bir erkek çocuk sahibi olur. Ancak bu dönemde İran nüfusunun büyük bir kısmı okuma yazma bilmemekte, halkın çoğunluğu topraksız köylülerden oluşmaktadır. Salgın hastalıklar ve yüksek bebek ölümleri, kentsel yaşamın zorlukları arasında yer alırken, kırsalda eğitim ve sağlık hizmetleri neredeyse yok denecek kadar azdır.

1953’teki CIA darbesi sonrası, İran siyasi olarak baskı altına alınmış ve kamuoyunun gündemi, Şah ve ailesinin özel hayatı etrafında şekillenmiştir. Bu durum, toplumda derin bir çelişki yaratırken, Celal Al-i Ahmed’in ‘Okul Müdürü’ romanı, bu görünmeyen çatışmaların ve baskıların izini sürmektedir. Roman, aydınların sorumluluk alamadığı, açık muhalefetin bastırıldığı bir dönemi, kırsaldaki bir okul üzerinden ele alır. Okul, baskının değil, baskı sonrası düzenin resmini çizerken, öğretmenler ve yöneticiler arasındaki ilişkileri de derinlemesine inceler.

Okul müdürü, yaşadığı baskı ve aşağılanma duygusuyla başa çıkmaya çalışırken, okulun gerçek işleyişini ve toplumsal ilişkilerin çarpıklığını gözler önüne serer. Okulun inşası, çevresindeki arsaların değerini artırmak amacıyla yapılmış, müdür ise öğretmen maaşıyla geçinmeye çalışan bir adam olarak, aşağılanmayı ertelemeye çalışmaktadır. Öğretmenler odası, müdürün içsel çatışmalarını yansıtırken, her bir öğretmen farklı bir karakteri temsil eder. Bu karakterler aracılığıyla, baskı ve iktidar ilişkileri, romanın temel dinamiklerini oluşturur.

Roman, işkence ve şiddeti doğrudan ele almasa da, darbe sonrası rejimin nasıl sürdürülebilir hale getirildiğini, gündelik yaşamda şiddetin nasıl içselleştirildiğini ve bu durumun bireyler üzerindeki etkilerini gözler önüne serer. Okul, bu bağlamda, baskıdan sonra geriye kalan düzenin bir yansımasıdır. Müdür, kendi içsel çatışmalarıyla yüzleşirken, toplumsal ilişkilerin getirdiği öfke ve suçluluk duygusunu da taşır. Bu öfke, müdürün benliğinde açılan bir boşluk yaratırken, direnişin imkansızlaştığı bir ortamda, bireylerin yaşadığı derin psikolojik travmaları da ortaya koyar.

Sonuç olarak, ‘Okul Müdürü’, kolonyal düzenin etkilerinin gündelik hayata sızdığı bir ortamda, bireylerin benliklerinde açtığı yaraları ve toplumsal ilişkilerin çarpıklığını anlatan önemli bir eser olarak öne çıkmaktadır. Celal Al-i Ahmed’in bu romanı, İran’daki eğitim sisteminin ve toplumsal yapının eleştirisini yaparken, aynı zamanda bireylerin içsel çatışmalarını da derinlemesine incelemektedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu