Çeçen Muhacir Astemir Bzokhov’un Hayatı Tehlikede
Çeçen muhacir Astemir Bzokhov, Türkiye’de sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya. Hukuki süreç ve yaşadığı zorluklar detaylandırıldı.
HAKSÖZ-HABER
Türkiye’de yaşayan Çeçen muhacir Astemir Bzokhov, 2011 yılından bu yana hukuki süreçlere uygun bir şekilde yaşam sürmesine rağmen, Rusya’ya iade edilme riskiyle karşı karşıya. Göç İdaresi tarafından alınan deport kararı, Bzokhov’un hayatını tehdit eden bir durum oluşturuyor.
İşkencenin İzleri
Bzokhov, Rusya’da maruz kaldığı sistematik işkenceler nedeniyle ciddi sağlık sorunları yaşamaktadır. Türkiye’ye geldikten sonra, Trabzon’daki KTÜ Farabi ve Fatih Devlet Hastanelerinde omurga ve bel bölgesinde birçok operasyon geçirmiştir. Hastane raporları, işkencelerin sonucunda felç kalma riski taşıdığını ortaya koymaktadır.
Ailesi de Rusya’nın zulmünden nasibini almış; Bzokhov’un abisi, kardeşi ve iki eniştesi Rus güçleri tarafından öldürülmüştür. Avukatları, müvekkillerinin Rusya’ya karşı herhangi bir suç işlemediğini, yalnızca Çeçen kimliği ve dini inançları nedeniyle ‘terörist’ olarak damgalandıklarını belirtmektedir.
Hukuk Skandalı: Sınır Dışı Kararı
2024 yılında uluslararası koruma statüsü iptal edilen Bzokhov hakkında, 22 Ocak 2026 tarihinde kamu düzeni veya güvenliği açısından tehdit gerekçesiyle sınır dışı kararı verilmiştir. Avukatların bu karara itirazı, 17 Mart 2026 tarihinde yerel mahkeme tarafından reddedilmiştir.
Bağımsız insan hakları kuruluşları tarafından belgelenen ihlallere rağmen, mahkemenin bu kararı vermesi hukuk açısından büyük bir skandal olarak değerlendirilmektedir.
Ailevi Zorluklar
Rusya’nın baskıları Bzokhov’un ailesini de etkilemiştir. Eşinin maaşlarına el konulması ve banka hesaplarının bloke edilmesi nedeniyle Bzokhov, ailesinin daha fazla mağdur olmaması için eşinden boşanmak zorunda kalmıştır.
Geri Gönderme Yasağının İhlali
Uluslararası hukuk ve 6458 sayılı Kanun, işkence ve ölüm riski bulunan bir yere geri gönderilmenin yasak olduğunu açıkça belirtmektedir. Astemir Bzokhov’un Rusya’ya iade edilmesi durumunda, işkence merkezlerine götürüleceği ve yaşam hakkının sona ereceği aşikardır.
Kamuoyuna, Türkiye’nin bu mağdur muhaciri zalimlerin eline teslim etmemesi ve insani yükümlülüklerini yerine getirmesi için çağrıda bulunuyoruz!




