ABD-İsrail Saldırganlığının Körfez Ülkelerine Maliyeti Günlük 2 Milyar Doları Geçti

ABD ve İsrail’in saldırganlığı, Körfez ülkelerine günlük 2 milyar doları aşan maliyetler getiriyor. Enerji piyasalarında büyük bir kriz yaşanıyor.

ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı askeri harekât, Orta Doğu’da gerilimi artırarak Hürmüz Boğazı’nın kapanma tehlikesini gündeme getirdi. Bu durum, küresel enerji piyasalarında büyük bir arz şokuna neden oldu. Anadolu Ajansı’nın verilerine göre, kriz öncesi günlük 25,1 milyon varil olan petrol ihracatı, kritik tesislerin devre dışı kalmasıyla birlikte 9,7 milyon varile düşerek %61’lik bir azalma yaşadı.

Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanma noktasına gelmesi, Körfez ülkelerinin günlük ekonomik kaybını 2 milyar doları aşan bir seviyeye taşıdı. Bu bölgedeki askeri ve siyasi gerilim, dünya enerji trafiğinin merkezi olan Basra Körfezi’ni adeta bir ‘enerji hapishanesine’ dönüştürdü.

Anadolu Ajansı’nın 21 Mart 2026 tarihli raporuna göre, bölgedeki çatışmaların başlamasından önce günlük ortalama 25,1 milyon varil olan petrol ihracatı, mart ayı itibarıyla 9,7 milyon varile kadar geriledi. Bu durum, küresel piyasalara sunulan petrolün yaklaşık %61,3’ünün piyasadan çekildiği anlamına geliyor.

Krizin sadece bir lojistik engel olmadığını, aynı zamanda üretim ve depolama tesislerinin de etkilenmiş olduğunu gösteren veriler, enerji sektöründe alarm zillerinin çaldığını ortaya koyuyor. Suudi Arabistan’da dünyanın en büyük işleme tesisi olan Abkayk ve kritik ihracat noktası Ras Tanura’daki faaliyetlerin durması, bu ülkenin enerji arzını doğrudan etkiledi. Ayrıca, Katar’daki Ras Laffan tesislerinin faaliyete devam edememesi, sıvılaştırılmış doğal gaz arzında küresel bir darboğaza yol açtı. Kuveyt ve BAE’deki Mina al-Ahmadi ve Cebel Ali gibi büyük limanların devre dışı kalmasıyla deniz yoluyla yapılan sevkiyatlar da durma noktasına geldi.

Bu durum, enerji gelirlerine aşırı bağımlılığı olan Körfez ülkeleri için bir ‘beka sorunu’ haline geliyor. Kuveyt’te ihracat gelirlerinin %90’ı, Katar’da %89’u, Irak’ta %85’i ve Suudi Arabistan’da %74’ü petrol ve gazdan sağlanıyor. Bu ülkelerin yıllık bütçe projeksiyonları, ihracattaki duraksama nedeniyle büyük bir açıkla karşı karşıya kalıyor.

Alternatif rotalar olarak öne çıkan Umman Denizi kıyısındaki Dukm ve Salala limanları, Hürmüz Boğazı’nın devre dışı bırakılması için bir çözüm sunmaya çalışsa da, mevcut altyapının Basra Körfezi’nden gelen büyük kapasiteyi karşılamakta yetersiz kaldığı gözlemleniyor. Uzmanlar, krizin devam etmesi durumunda küresel enerji fiyatlarında kontrol edilemez bir artış ve sanayi üretiminde ciddi bir yavaşlama olacağı konusunda uyarıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, krizin başlangıcından bu yana Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin sadece ABD’nin sorumluluğu olmadığını savunuyor. Trump, ABD’nin artık net bir enerji ihracatçısı olduğunu ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrolün ABD ithalatının yalnızca %1’ini oluşturduğunu belirtiyor. Boğazdan geçen petrolün asıl alıcılarının Çin, Japonya ve Güney Kore olduğunu vurgulayarak, bu ülkelerin kendi donanmalarıyla sevkiyat güvenliğini sağlamaları gerektiğini ifade ediyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu