Hallâc-ı Mansûr’un Hayatı ve İdamı Üzerine Derin Bir İnceleme
Hallâc-ı Mansûr’un yaşamı, düşünceleri ve trajik idamı üzerine kapsamlı bir değerlendirme.
Hallâc-ı Mansûr’un hayatına dair kesin bilgilere ulaşmak zor olsa da, çeşitli kaynaklardan elde edilen bilgilere göre gerçek adı Ebû Mugîs el-Hüseyin bin Mansur el Hallâc ez Zâhid el-Meşhûr’dur. Cünayd-i Bağdâdî gibi büyük sufilerin sohbetlerine katılan Hallâc, hocası Amr bin Osman el Mekkî’den ders almıştır. Hallâc lakabı, bir gün bir dostunun dükkânında pamukları ayırdığı sırada verilmiştir; çünkü bu işleme ‘hallâc’ denir.
Hallâc-ı Mansûr, Abbâsî Halifesi Muktedir Billah’ın veziri Hamid bin el-Abbas’ın meclisinde idam cezasına çarptırılmıştır. Hallâc, kendisinin Müslüman olduğunu ve Ehl-i Sünnet mezhebine mensup olduğunu belirtmesine rağmen, dinlemediler ve onu zindana attılar. Vezir, ulemanın verdiği fetvayı halifeye iletti. Halife, fetva gereği Hallâc’ın önce bin değnekle cezalandırılmasını, ardından da başının kesilmesini emretti.
Hicri 309 yılında, 26 Mart 922 tarihinde Hallâc, zindandan çıkarılarak Bağdat’ta idam edilmek üzere götürüldü. Kalabalığa hitaben ‘Hakk! Hakk! Ene’l Hakk!’ diye bağırdı. Bir derviş ona ‘Aşk nedir?’ diye sorduğunda, ‘Aşkın ne olduğunu bugün, yarın ve öbür gün göreceksin’ yanıtını verdi. İdam günü geldiğinde, bin değnek vurdular ve ardından ateşe atıp yaktılar. Üçüncü günde ise küllerini Dicle Nehri’ne attılar. Hallâc, idam sırasında bile gülümsemeye devam etti ve ‘Ene’l Hakk!’ diye haykırarak can verdi.
Hallâc-ı Mansûr hakkında yazılan eserlerde, onun tasavvuf anlayışı ve idamı üzerine farklı görüşler bulunmaktadır. Gazzâlî, ariflerin gerçekliği algılama biçimlerini ele alırken, Hallâc’ın sözlerinin derin anlamlarını vurgulamıştır. Feridüddin Attar ise Hallâc’ın mürşidi Amr bin Osman ile olan ilişkisini ve onun eserlerini açığa çıkardığı için yaşadığı sıkıntıları anlatmıştır. Abdurahman Câmî, Cüneyd Bağdadi’nin Hallâc’ın idamına fetva verdiği yönündeki rivayetlerin uydurma olduğunu belirtmektedir.
Hallâc, birçok şehir gezmiş ve Mekke’ye gitmiştir. Burada geçirdiği süre zarfında halkın tasavvuf konularında bilgi sahibi olmadığını fark ederek sohbetler yapmaya başlamıştır. Hallâc’ın bir gecede dört yüz rekât namaz kıldığı, yirmi yıl boyunca aynı abayı giymesi ve bu süreçte başına gelen olaylar, onun mistik yaşamının bir parçasıdır. Şiblî, Hallâc’ın mezarı başında geçirdiği bir geceyi ve rüyasında duyduğu hitabı aktarmaktadır. Hallâc, tasavvuf tarihinde önemli bir figür olarak kabul edilirken, onun yaşadığı trajedi ve düşünceleri, sonraki sufiler tarafından da kabul görmüştür.
Kudret Denizinde Bir Su Kuşu Hallâc-ı Mansûr’a Dâir
Tâhirül-Mevlevî
Haz. Mustafa Kirenci
Büyüyenay Yayınları
1.Baskı-2018




