Küresel Fakirlik Artıyor: Dünyanın Üçte Biri Yetersiz Besleniyor

Birleşmiş Milletler verilerine göre, dünya nüfusunun üçte biri sağlıklı beslenemiyor. Küresel fakirlik ve gıda krizi büyüyor.

Birleşmiş Milletler verilerine göre, dünya nüfusunun %31’inden fazlası, en düşük maliyetli sağlıklı beslenme düzenini bile karşılayamıyor. Ekonomik gücü olan bir azınlık, meyve, sebze, baklagil ve protein kaynaklarına erişim sağlayabilirken, Küresel Güney’deki işçiler ve yoksul aileler, düşük besin değerine sahip gıdalara mahkum kalıyor.

Küresel gıda krizi yalnızca açlıkla sınırlı değil. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından açıklanan ön bulgulara göre, yaklaşık 2,6 milyar insan sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamıyor. Günlük enerji ihtiyacını tahıl ve nişastalı ürünlerle karşılayan milyonlarca insan, meyve, sebze, baklagil, yumurta, süt ürünleri, et ve balık gibi besleyici gıdalara düzenli olarak ulaşamıyor. Bu durum, sağlıklı beslenme modelinin, yüksek gelirli kesimlerin ayrıcalığı haline gelmesine neden oluyor.

FAO Baş Ekonomisti Maximo Torero Cullen’in açıkladığı verilere göre, bir yetişkinin sağlıklı beslenebilmesi için gereken küresel ortalama günlük maliyet, satın alma gücü paritesine göre 4,28 dolara yükseldi. Bu rakam, beş yıl öncesine göre yaklaşık %25’lik bir artış anlamına geliyor. Hesaplamalar, ortalama 2.330 kalorilik bir düzen içinde temel gıdalar, sebze, meyve, hayvansal ürünler, baklagiller ve yağların en düşük fiyatlı seçeneklerine dayanıyor. Ancak, dünya nüfusunun %31’inden fazlası bu asgari sepeti bile karşılayamıyor. Sağlıklı beslenemeyenlerin sayısı, 2019’daki 2,76 milyardan 2024’te 2,60 milyara gerilese de, düşük gelirli ülkelerde bu sayı 464 milyondan 545 milyona yükseldi. Küresel ortalamadaki sınırlı iyileşme, en yoksul ülkeler ve emekçi sınıflar için geçerli olmuyor.

BM’nin temel tespitlerinden biri, kalorinin görece ucuz kalmasına karşın gerçek beslenmenin giderek pahalılaşması oldu. Tahıl ve nişastalı ürünler, enerji ihtiyacını düşük maliyetle karşılarken; vitamin, mineral, lif ve kaliteli protein sağlayan meyve, sebze, süt ürünleri, yumurta, et, balık ve kuruyemişler, sepetin en pahalı kısmını oluşturuyor. Geliri azalan işçi ve emekçi aileler, aç kalmamak için daha ucuz, doyurucu fakat besin değeri düşük ürünlere yöneliyor. Bu durum, vitamin ve mineral eksikliklerini, çocuklarda gelişim sorunlarını, yetişkinlerde ise obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıklarını artırıyor. Sağlıklı beslenme modeli, dar gelirli kesimler için uygulanabilir olmaktan çıkmış durumda.

FAO verilerine göre, sağlıklı beslenme maliyetinin en yüksek olduğu bölge Latin Amerika ve Karayipler olarak öne çıkıyor. Bu iki bölge, dünyanın büyük tarım ve gıda ihracatçıları arasında yer almasına rağmen, yerel halkın besleyici ürünlere yüksek fiyatlarla ulaşması, üretim ile halkın erişimi arasındaki eşitsizliği gözler önüne seriyor. FAO’ya göre, tüketicinin ödediği fiyatın yaklaşık %70-75’i ürün tarladan çıktıktan sonra oluşuyor. Depolama, soğutma, ambalajlama, enerji, nakliye ve perakende maliyetleri, özellikle meyve, sebze, süt, et ve balık fiyatlarını artırıyor. Savaşlar, iklim şokları ve enerji maliyetleri, bu yükü en çok, gelirinin büyük kısmını gıdaya ayıran yoksul hanelerin üzerine bindiriyor.

FAO raportörlerinin BM oturumunda aktardığı verilere göre, beslenmenin sağlık, çevre ve ekonomik üretkenlik üzerindeki gizli küresel maliyeti yılda yaklaşık 8,2 trilyon dolara ulaşıyor. Dünyadaki ölümlerin yaklaşık %12’sinin kötü beslenmeyle bağlantılı olduğu belirtiliyor. BM’ye göre, çözüm yalnızca daha fazla gıda üretmekle sınırlı değil. Besleyici ürünlerin maliyetinin düşürülmesi, küçük üreticilerin pazara erişiminin güçlendirilmesi, okul yemeği programlarının yaygınlaştırılması ve dar gelirli ailelere yönelik destek programlarının sağlanması gerekiyor. “Dünya Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu 2026” raporunun tamamının 21 Temmuz’da yayımlanması bekleniyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu