Sosyal Medyanın Toplumsal Hareketlerdeki Rolü
Doç. Dr. Turgay Yerlikaya’nın eseri, sosyal medyanın toplumsal hareketlerdeki etkisini inceliyor.
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde görevli Doç. Dr. Turgay Yerlikaya’nın kaleme aldığı “Sosyal Medyada Gezi Eylemleri Tahrir Meydanı” adlı eser, okuyucularla buluştu. Sosyal medya platformlarının toplumsal ilişkilerdeki rolü, 2010’lu yılların başından itibaren yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı. Özellikle Ortadoğu’daki toplumsal hareketler üzerine yapılan değerlendirmelerde sosyal medyanın etkisi hakkında aceleci yorumlar yapılmıştı. Türkiye’de ise Gezi Parkı eylemleri sonrasında sosyal medyanın gerçeklik oluşturma işlevi ve dezenformatif yönü gündeme gelmişti.
Yerlikaya’nın eseri, Gezi Parkı’ndaki olaylar ile Tahrir Meydanı’ndaki protestoları karşılaştırarak sosyal medyanın siyasi alandaki etkilerini derinlemesine inceliyor. Kitap, Yerlikaya’nın doktora tezi üzerine inşa edilmiş olup, Kadim Yayınları tarafından yayımlandı.
Kitabın önsözünde, “Gerçek artık olduğu gibi karşımıza çıkmıyor; önce dolaşıma giriyor, sonra anlam kazanıyor. Dijital çağda meydanlar kadar ekranlar da birer mücadele alanı: sloganlar, etiketler, görüntüler ve haber dili yalnızca yaşananları aktarmıyor; neyin meşru, neyin marjinal olduğunu belirliyor,” ifadeleri yer alıyor.
“Sosyal Medyada Gezi Eylemleri ve Tahrir Meydanı”, bu kırılmayı Gezi Parkı (27 Mayıs–27 Haziran 2013) ve Tahrir (25 Ocak–11 Şubat 2011) örnekleri üzerinden ele alıyor. Kitap, sokakta başlayan itirazın sosyal medya platformlarında nasıl çerçevelendiğini, hangi aktörlerin hangi temaları öne çıkardığını ve söylemin nasıl gerçeklik oluşturan bir güç haline geldiğini inceliyor.
Yerlikaya, sosyal medyayı sadece bir yansıma alanı olarak değil, aynı zamanda kolektif kimliklerin inşa edildiği, meşruiyet mücadelelerinin verildiği ve iktidar ilişkilerinin dil aracılığıyla şekillendiği dinamik bir kamusal alan olarak değerlendiriyor. Sosyal medya “devrim yapar mı?” sorusuna yanıt aramak yerine, daha derin bir sorgulama yaparak toplumsal hareketlerin hangi dil ve çerçevelerle kendini kurduğunu, hangi koşullarda süreklilik kazandığını ve dijital kamusallığın siyasal olanı nasıl dönüştürdüğünü araştırıyor.




