1948’den Günümüze: Nekbe Süreci ve Filistin Direnişi

Filistinliler, Nekbe’nin sadece bir tarihsel felaket olmadığını, aynı zamanda kuşaklar boyunca süren bir hafıza olduğunu vurguladı.

Nekbe, Arapça’da “büyük felaket” veya “yıkım” anlamına gelir. Filistinliler, bu terimi 1948 yılında İsrail devletinin kuruluşu sırasında yaşanan savaş, kitlesel göç ve zorla yerinden edilme olaylarını tanımlamak için kullanıyorlar. Bugün dünya genelinde milyonlarca Filistinli mülteci olarak yaşamını sürdürmekte ve her yıl 15 Mayıs’ı “Nekbe Günü” olarak anmaktadır. Bu tarih, Filistin halkının yaşadığı trajediyi hatırlatırken, İsrail tarafı bu dönemi “Bağımsızlık Savaşı” olarak adlandırmaktadır.

Nekbe terimi, ilk kez Suriyeli düşünür Konstantin Züreyk tarafından 1948’de yayımlanan “Ma’na al-Nakba” (Felaketin Anlamı) adlı eserle yaygınlık kazandı. Zamanla bu kavram, Filistin halkının kitlesel sürgününü ifade eden temel bir tarihsel tanım haline geldi. Birinci Dünya Savaşı sonrası Filistin toprakları İngiltere’nin kontrolüne geçti ve 1917’de yayımlanan Balfour Deklarasyonu ile İngiltere, Filistin’de Yahudiler için bir “ulusal yurt” kurulmasını destekledi. 1930’lu yıllardan itibaren Avrupa’daki antisemitizm ve Nazi zulmü nedeniyle Yahudi göçü hızlandı ve bu durum bölgede Araplar ile Yahudiler arasında gerilimi artırdı.

Gazzeli aktivist Anwar Attaallah, “Filistin hafızası neden hala canlı?” sorusuna verdiği yanıtta, İsrail’in ilk Başbakanı David Ben-Gurion’un “Büyükler ölecek, küçükler unutacak” sözünü hatırlatarak, “Biz Filistinli olarak hayatımız boyunca mülteci olarak yaşamayı asla istemiyoruz. Bunun için ya özgür yaşayacağız ya da özgür öleceğiz” dedi. Attaallah, Filistin’in kendileri için kalplerinde olduğunu ve vatanlarının kalplerinde yaşadığını belirtti.

Attaallah, Nekbe ile ilgili anılarını paylaşırken, ailesinin zor günler geçirdiğini anlattı. “Ayaklarından ayakkabı olmadan, yemek yemeden Gazze’ye geldiler. Annem 6 yaşında Lydda’dan çıkmış. Oradaki güzel evi ve arazilerinden yüreği buruk bir şekilde bahseder” ifadelerini kullandı. Filistin halkının, işgalci rejimle aynı günü farklı adlandırması üzerine Attaallah, “Biz ‘Nekbe Günü’ diyoruz, onlar ‘Bağımsızlık Günü’. Sanki işgal altındayken istiklal mücadelesi vermişler gibi. Oysa onlar dışarıdan gelip bizim vatanımızı gasp ettiler” şeklinde konuştu.

Gazze İHH Yetim Birimi Başkanı Nil El Hüseyini, 1948’de insanların her şeylerini bırakıp Gazze’ye geldiklerini ve orada yaşadıkları özlemi dile getirdi. “İnsanlar hep o günleri anlatıyorlar, nasıl büyük arazileri olduklarını, çocukluklarının nasıl geçtiğini” dedi. Hüseyini, Gazze’de yaşananların yeni bir Nekbe olduğunu ve insanların hala evlerine dönemediğini vurguladı. Gazze halkının topraklarına bu kadar bağlı olmasının nedeninin, geçmişte yaşanan acılar olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, Filistin halkı, tarih boyunca yaşadıkları sürgün ve yıkımın hafızasıyla, topraklarından vazgeçmeyeceklerini bir kez daha göstermektedirler. Nekbe’nin yarattığı travma, hala günümüzde etkisini sürdürmekte ve Filistin halkının direnişinin temel nedenlerinden biri olmaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu