İsmail: Sözünde Duran Bir Peygamberin Hikayesi

İsmail, sözünde duran bir peygamber olarak anılıyor. Peygamberlik ve ahlaki değerleri ile örnek bir şahsiyet.

Kur’an’da Hz. İsmail, sözünde duran birisi olarak övülmektedir. Meryem Suresi’nde, “Kitap’ta İsmail’i de an. Şüphesiz o, sözünde duran biriydi; bir resül ve bir nebiydi” ifadesiyle bu özellikleri vurgulanmaktadır. Hz. İsmail, halkına namaz ve zekat emretmiş, Rabbinin katında hoşnut bir kişi olarak tanımlanmaktadır.

Hz. İsmail, dürüstlüğü ve sadakati ile tanınan bir peygamberdir. Sözünde durmak, tüm peygamberlerin ve iyi kulların ortak bir niteliği olsa da, bu özelliğin Hz. İsmail’de özellikle belirgin olduğu görülmektedir. Bu nedenle, onun bu niteliği Kur’an’da özel olarak vurgulanmıştır.

Hz. İsmail, Arapların atası olarak, onlara hakka çağrı görevini üstlenmiştir. Peygamberimizin peygamberliğinden önce, Araplar arasında tek Allah inancına sahip olanların sayısı oldukça azdı. Bu kişilerin, Hz. İsmail’in soyundan geldiği düşünülmektedir. Kur’an’da, Hz. İsmail’in inanç sisteminin temel ibadetleri olarak namaz ve zekatı emrettiği belirtilmekte ve onun Allah’ın hoşnutluğunu kazanmış bir kişi olduğu ifade edilmektedir.

Râzî, Hz. İsmail’in “sözünde duran” sıfatını özellikle ele alır. Bu sıfatın en büyük tezahürü, babası İbrahim’in kendisini kurban etmek istediği an yaşanmıştır. Hz. İsmail, “Babacığım, sana emrolunanı yap; inşallah beni sabredenlerden bulacaksın” diyerek bu sıfatla anılmayı hak etmiştir.

Râzî, Hz. İsmail’in hem “resul” hem de “nebi” olarak anılmasını da değerlendirir. Genellikle bir resul, yeni bir şeriat getiren, bir nebi ise mevcut şeriatı tebliğ eden kişidir. Hz. İsmail, kendi kabilesine babasının şeriatını tebliğ etmiştir. Ancak ona özel bir kitap verilmiş olabileceği veya yüksek makamı nedeniyle her iki unvanla da anıldığı düşünülmektedir.

Hz. İsmail’in ailesine namaz ve zekatı emretmesi, tebliğ yöntemleri açısından önemli bir ders niteliğindedir. Öncelikle kendi ailesinden başlaması, tebliğcinin kendi çevresini ıslah etmesi gerektiğini göstermektedir. Râzî, namazın bedeni, zekatın ise mali bir ibadet olduğunu hatırlatarak, Hz. İsmail’in bu iki temel ibadeti emrederek din eğitimi verdiğini vurgular.

Râzî, “Rabbinin katında rızaya ermişti” ifadesini de açıklar. Bu, Hz. İsmail’in amellerinin yanı sıra, zatı ve ahlakı ile de Allah’ın rızasını kazandığını gösterir. Allah’ın rızasının, kulun her türlü çabasının üzerinde en büyük ödül olduğunu belirtir. Sonuç olarak, Hz. İsmail, dürüstlüğün ve teslimiyetin sembolü olarak öne çıkmakta ve bu özellikleri sayesinde hem peygamberlik hem de daimi rıza makamıyla şereflendirilmiştir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu