İsrail Basınında Türkiye’nin Savunma Gücü Üzerine Çarpıcı Analiz
İsrail basını, Türkiye’nin savunma sanayisindeki ilerlemeleri ve askeri gücünü mercek altına aldı. Türkiye, bölgesel dengeleri değiştiren bir aktör olarak değerlendiriliyor.
Türkiye’nin savunma sanayisindeki hızlı gelişim ve bölgedeki askeri etkisi, İsrail medyasında geniş bir yankı bulmaya devam ediyor. Ülkenin önde gelen gazetelerinden Maariv, Türkiye’nin son yıllarda savunma teknolojileri, insansız sistemler ve askeri kapasite konusundaki ilerlemelerini ele alan kapsamlı bir analiz yayımladı. Gazete, Türkiye’yi bölgesel dengeleri değiştiren yeni bir güç olarak tanımladı.
“İnanması Zor”
Maariv, “Nasıl gerçekleştiğine inanması zor: Türkiye’nin askeri gücüyle ilgili şaşırtıcı istatistik” başlıklı yazısında, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile yürüttüğü müzakereler ve bölgesel güvenlik politikalarının ardından İsrail’in karşılaştığı yeni stratejik durumu değerlendirdi. Analizde, İsrail’in kuzey sınırındaki güvenlik yaklaşımındaki ani değişime dikkat çekilerek, “İsrail’in kuzey sınırındaki güvenlik ihtiyaçlarına yönelik tutumundaki keskin, açık ve beklenmedik değişiklik bizi hâlâ şaşkına çevirmiş durumda. Şimdi, İran’dan bile daha tehlikeli olabilecek yeni bir meydan okumayla karşı karşıyayız: Türkiye.” ifadelerine yer verildi.
Gazete, İsrail güvenlik çevrelerinin dikkatinin artık yalnızca İran’a değil, askeri ve teknolojik kapasitesini hızla artıran Türkiye’ye de yöneldiğini belirtti.
Savunma Sanayisindeki Sıçrama Vurgusu
Maariv, Türkiye’nin savunma sanayisinde kaydettiği ilerlemeye özel bir bölüm ayırarak, Türkiye’nin “hayal edilemeyecek kadar modern, gelişmiş ve etkileyici bir savunma sanayisi ile bağımsız bir ordu kurduğu” değerlendirmesinde bulundu. Gazete, Türk savunma sanayisinin yalnızca askeri ihtiyaçları karşılamakla kalmayıp, aynı zamanda ekonomik büyümenin önemli bir motoru ve etkili bir diplomatik araç haline geldiğini vurguladı. Türkiye’nin savunma teknolojilerine yaptığı yatırımların bölgesel güç dengelerini etkileyecek seviyeye ulaştığı ifade edildi.
Bayraktar TB2’ler Özel Olarak Ele Alındı
Maariv, Türkiye’nin insansız hava araçları alanındaki başarısına da geniş yer verdi. Özellikle Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçlarının Dağlık Karabağ, Libya ve Ukrayna’daki çatışmalarda gösterdiği performansın altı çizildi. TB2’lerin sahadaki etkinliğinin dünya genelinde dikkat çektiği ve bu sistemlerin 34 ülkeye ihraç edildiği belirtildi. Türkiye’nin insansız sistemlerdeki başarısının, küresel savunma pazarında önemli bir konuma ulaşmasını sağladığı kaydedildi.
Türkiye’nin Askeri Varlığı Mercek Altında
İsrail gazetesi, Türkiye’nin farklı coğrafyalardaki askeri varlığına da dikkat çekti. Türkiye’nin Katar, Somali, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Libya ve Suriye’de askeri varlık bulundurduğu, Irak’ın kuzeyindeki operasyonlarına da vurgu yapıldı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terör örgütlerine karşı Kuzey Suriye ve Irak’ta uzun yıllardır kesintisiz operasyonlar yürüttüğü belirtildi. Bu operasyonların Türk ordusuna önemli saha tecrübesi kazandırdığı, askerlerin hem şehir savaşlarında hem de dağlık arazilerde geniş operasyonel deneyim elde ettiği ifade edildi.
“Silah Sistemlerinin Yüzde 80’i Yerli”
Maariv’in dikkat çektiği bir diğer konu, Türkiye’nin savunma sanayisindeki yerlilik oranı oldu. Türkiye’nin kullandığı silah sistemlerinin yaklaşık yüzde 80’ini yerli imkânlarla üretebildiği belirtildi. Yerli hava savunma sistemlerinden zırhlı araçlara, mühimmatlardan insansız sistemlere kadar geniş bir üretim kapasitesine sahip olduğu ifade edildi. Gazete, Türkiye’nin askeri gücüne ilişkin değerlendirmesinde, “Türkiye’nin muazzam bir gücü var. Hava kuvvetleri çoğunlukla F-16’lar ve saldırı helikopterlerinden oluşan yaklaşık 200 hava aracına sahip. Ancak İsrail ile olası bir çatışmada ana tehdit, 14 denizaltı ve bir helikopter gemisinin yanı sıra fırkateynleri de içeren deniz kuvvetlerinden geliyor.” ifadelerini kullandı.
Mavi Vatan Doktrinine Geniş Yer Ayrıldı
Analizde Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrini de detaylı şekilde ele alındı. Bu yaklaşımın Türkiye’nin Doğu Akdeniz, Ege Denizi ve Karadeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin stratejik vizyonunu yansıttığı belirtildi. Ankara’nın denizlerdeki hak ve çıkarlarını koruma hedefi doğrultusunda donanmasını güçlendirdiği ve bu yaklaşımın Doğu Akdeniz’deki enerji ile güvenlik denkleminde önemli rol oynadığı ifade edildi.
“Bölgesel Dengelerde Daha Belirleyici Aktör”
Maariv, analizinin sonunda Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayisinde ulaştığı yerlilik oranı, insansız sistemlerdeki başarısı, sınır ötesi operasyon tecrübesi, geniş askeri kapasitesi ve deniz gücü nedeniyle bölge ülkeleri tarafından yakından takip edildiğini vurguladı. Türkiye’nin yalnızca askeri açıdan değil, savunma sanayisi ihracatı ve diplomatik etkisiyle de bölgesel dengelerde giderek daha belirleyici bir aktör haline geldiği ifade edildi.




