AB Yaptırımları: Kolonyal Yayılmacılığın Gerçek Kaynağı

Selçuk Türkyılmaz, AB’nin yaptırımlarının kolonyal yayılmacılığı durdurmaktan uzak olduğunu belirtiyor.

Selçuk Türkyılmaz / Yeni Şafak

Selçuk Türkyılmaz, Avrupa Birliği’nin (AB) yerleşimci sorununa dair attığı adımların, aslında İsrail’in kolonyal yayılmacılığını durdurmaya yönelik etkili bir çözüm sunmadığını ifade ediyor. Türkyılmaz, bu durumun Avrupa’nın bu düzenin bir parçası haline geldiğini gösterdiğine dikkat çekiyor.

İsrail’in, Filistin topraklarındaki varlığıyla ilgili olarak Yahudi tarihi ve ilahiyatına dayanan bir dil kullanmasının sonuçlarını ele almanın önemli olduğunu belirten Türkyılmaz, bu konudaki kavramsal yetersizliklerin aşılması gerektiğini vurguluyor. Geçtiğimiz hafta AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, İsrailli yerleşimcilere ve bazı kuruluşlara yaptırım uygulanması konusunda bir siyasi anlaşmaya varıldığını duyurdu. Kallas, bu açıklamanın yanı sıra Hamas’ın önde gelen isimlerine yönelik yeni yaptırımların da geleceğini belirtti.

Bu durum, bazı medya organları tarafından “AB’den Tel Aviv’i çıldırtacak haber” başlığıyla duyuruldu. Başka bir kanalda ise “AB, Siyonist prangayı kırdı… İşgalci İsrail’e yaptırımlar yolda” şeklinde bir başlık kullanıldı. Ancak, haber metninde AB’nin yaptırımlarıyla ilgili daha dikkatli bir dil kullanıldığı görüldü. Yaptırımların Batı Şeria’daki yerleşimcilere ve onlara destek veren kuruluşlara yönelik olduğu belirtilmesine rağmen, AB’nin bu kararının kapsamı net bir şekilde açıklanmadı. Bu belirsizlik, AB ile İsrail arasında yeni bir gelişme olduğu izlenimini doğurdu. İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, AB’yi antisemitik davranmakla suçlayarak bu durumu daha da karmaşık hale getirdi.

Medya tarafından oluşturulan bu algıya karşın, AB temsilcilerinin açıklamaları farklı bir durumu işaret ediyor. Kaja Kallas, “tıkanıklık döneminden somut adım dönemine geçilmesinin zamanının geldiğini” belirtirken, Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, “Aylar süren tıkanıklığın ardından, Budapeşte’de hükûmetin değişmesi sayesinde AB bugün şiddet yanlısı İsrailli yerleşimciler ve yerleşimci örgütlerine yönelik yeni ek yaptırım kararı aldı” dedi. Ancak bu açıklamalarda, İsrailli yerleşimcilere yönelik yaptırımlar hakkında herhangi bir bilgi verilmedi. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot’un “halledildi” ifadesi de dikkat çekici olmakla birlikte, neyin çözüldüğüne dair bir bilgi sunmuyor. Barrot’un Batı Şeria’daki “son derece ciddi ve kabul edilemez” eylemlere son verilmesi yönündeki açıklaması da muğlak bir ifade olarak kalıyor.

Avrupa Parlamentosu’ndaki sol grup, “AB, sonunda kamuoyunun baskısına boyun eğerek İsrailli terörist yerleşimcilere yaptırım uygulama kararı aldı” şeklinde bir görüş bildirdi. Ancak, AB’nin Batı Şeria’daki yerleşimcilere yönelik yaptırımlarının basında nasıl yansıtıldığı ile Avrupa ülke temsilcilerinin açıklamaları arasındaki farkı anlamak için yerleşimci kavramını dikkate almak gerekiyor. AB, İsrail’e yönelik herhangi bir karar almamışken, yaptırımlar yalnızca Batı Şeria’daki kolonyal yayılmacılığın temel unsuru olan yerleşimcilere yöneliktir. Yerleşimciler, devlet ve sistem dışı aktörler olarak, Filistinlilere karşı her türlü eylemde serbesttir. AB’nin yaptırımları, bu yerleşimcilerin liderlerine ve yerleşimci kuruluşlara yöneliktir. Ancak bu yaptırımların sahada herhangi bir etkisi olacağına dair bir inanç taşımak, gerçeklerden uzak bir yaklaşım olacaktır.

BM Özel Raportörü Francesca Albanese’nin “İşgal Ekonomisinden Soykırım Ekonomisine” başlıklı raporu incelendiğinde, Batı Şeria’nın kolonileştirilmesi sürecinde Avrupalı şirketlerin kar amaçlı katılımlarının net bir şekilde ifade edildiği görülmektedir. Bu şirketler, Batı Şeria’daki yerleşimci kolonyal yayılmacılığın ortakları olarak birçok alanda faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla, Avrupalıların bu sorunun kaynağı olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. AB’nin yerleşimci şiddeti ile Hamas’ı bir tutması, sıradan bir durum değildir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu