Suriye Halk Meclisi Seçimleri: ENKS’nin Başarısı, PYD’nin Düşüşü

Suriye Halk Meclisi seçimlerinde ENKS’nin zaferi, PYD’nin zayıflamasıyla birlikte Kürt siyasetinde önemli bir değişimi işaret ediyor.

Suriye Halk Meclisi Seçimleri: ENKS’nin Başarısı, PYD’nin Düşüşü

Musab Dönertaş / ORSAM


5 Ekim 2025 tarihinde gerçekleştirilen Suriye Halk Meclisi seçimleri, devrim sonrası dönemdeki ilk önemli adım olma niteliği taşımaktadır. Ancak, seçimlerin ilk aşamasında Haseke, Rakka, Ayn el-Arab ve Süveyda gibi bölgelerde seçim yapılamamıştı. Bu durum, bu bölgelerin Şam yönetiminin kontrolü dışında kalması ve kuzeydoğuda SDG’nin kendi yönetim yapısını sürdürmesi gibi faktörlerden kaynaklanmıştır. Suriye hükümet güçlerinin 2026 yılının başında SDG kontrolündeki alanlarda kontrolü sağlamasıyla birlikte, ertelenen seçimlerin yapılması mümkün hale gelmiştir. Halk Meclisi’nin 210 üyesinin 140’ının belirlenmesi amacıyla düzenlenen seçimler, 24 Mayıs itibarıyla Süveyda dışında tamamlanmış ve Haseke ile Ayn el-Arab’taki iki aşamalı dolaylı seçimler sonucunda Suriyeli Kürtlerin parlamentodaki temsil oranı 9 vekile yükselmiştir. Bu vekiller, Afrin, Sefira, Ayn el-Arab, Kamışlı, Malikiye ve Haseke gibi bölgelerden seçilmiştir. İlerleyen süreçte, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın, yeterince temsil edilmeyen toplumsal gruplardan 70 üye ataması beklenmektedir.

Halk Meclisi seçimlerinin tamamlanması, Suriye Kürtlerinin parlamentodaki temsil oranını artırmış olsa da PYD’nin seçim sistemine ve seçilen Kürt vekillerin sayısına itirazları dikkat çekmektedir. PYD, Kürt nüfusunun ülke genelindeki oranının yaklaşık yüzde 20 olduğunu ve bu orana göre parlamentoda en az 40 vekil bulunması gerektiğini savunmaktadır. PYD, seçimleri boykot edeceğini açıklasa da PYD’ye yakın adayların birçok bölgede seçimlere katıldığı gözlemlenmiştir. Seçim yarışını kazanan vekillerin çoğunluğunun Kürt Ulusal Konseyi’ne (ENKS) yakın isimlerden oluşması, Suriye’deki Kürt siyasetinde önemli bir değişim yaşandığını göstermektedir.

Nüfus ve siyasal temsil dengesi

Suriye’deki nüfus ve siyasal temsil konularında iki önemli husus öne çıkmaktadır. İlk olarak, 1946’da bağımsızlığın ardından yapılan ilk resmi sayımda etnisite, din ve mezhep verileri toplanmış olsa da sonraki sayımlarda bu tür sorular yer almamıştır. Bu durum, azınlık gruplarının nüfus oranlarına ilişkin iddialarının resmi bir dayanağının olmamasıyla sonuçlanmıştır. İç savaş yıllarında yaşanan kitlesel göç, tahminlerin güvenilirliğini de etkilemiştir. Yeni yönetim, nüfus tartışmalarını sona erdirmek amacıyla seçim bölgeleri ve vekil sayısını 2011 yılına ait resmi verilere göre düzenlemiştir.

Nüfus ve siyasal temsil konusundaki ikinci önemli husus, kota sisteminin reddidir. Şam yönetimi, etnisite ve din temelli kota uygulamasını benimsemeyeceğini belirtmiş ve bu sistemin ulusal kimliği zayıflatan bir mekanizma olduğunu ifade etmiştir. Ancak, azınlık gruplarının siyasal temsilinin sağlanması amacıyla bu gruplardan isimlerin bürokrasinin çeşitli kademelerinde yer almasına özen gösterilmiştir. Bu bağlamda, kabinede farklı toplumsal kesimlerden bakanlara görev verilmesi, kapsayıcılık ilkesinin uygulandığını göstermektedir.

PYD’nin Suriye’deki Kürt nüfusuna ilişkin iddiaları ve parlamentodaki temsile yönelik itirazları somut bir dayanağa sahip değildir. Mevcut durumda toplumsal kesimlerin kesin nüfusu bilinmemekte ve yeni seçim sistemi bu tür oranlara göre tasarlanmamıştır. Seçim sonuçları, Kürtlerin çoğunluk olduğu bölgelerden vekil çıkardıklarını ve toplam 9 vekil ile azınlık grupları arasında en geniş temsili sağladıklarını göstermektedir.

Zayıflayan PYD, güçlenen ENKS

Haseke ve Ayn el-Arab’ta gerçekleştirilen seçimler, Suriye’de Kürt siyaseti açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Bu seçimlerin en dikkat çekici sonucu, PYD’nin toplumsal tabanının zayıfladığı, Kürt Ulusal Konseyi’nin (ENKS) ise güçlü bir destek bulduğu gerçeğidir. PYD’nin silahlı gücüne rağmen toplumsal destek bulamadığı bir kez daha kanıtlanmıştır. PYD’nin boykot ilanına rağmen seçimlere katılımın yüksek olması, bu durumu destekleyen bir başka veridir. Seçilen Kürt vekillerin neredeyse tamamının ENKS ile bağlantılı olması, bu siyasi yapı için büyük bir zafer olarak değerlendirilmektedir. ENKS, sınırlı imkânlarına rağmen güçlü toplumsal tabanını somut bir başarıya dönüştürerek Suriye’de siyasi bir aktör olma potansiyelini göstermiştir.

ENKS’nin seçim zaferi, PYD’nin siyasi alandaki zayıflığını ortaya koymakta ve iki taraf arasındaki rekabetin daha da derinleşeceğini işaret etmektedir. PYD, iç savaş yıllarında elde ettiği imkanlarla kendisini Kürtlerin temsilcisi olarak konumlandırmaya çalışmış, ENKS ise birçok platformdan dışlanmıştır. Ancak yeni durum, ENKS’yi hem Şam yönetimi hem de PYD açısından göz ardı edilemez bir güç haline getirmiştir. Seçilen vekiller şu anda bağımsız olarak meclise girmiş olsa da, siyasi partiler yasasının çıkmasıyla birlikte ortak bir politika geliştirmeleri beklenmektedir.

ENKS’nin Kürt partileri, geleneksel olarak Irak Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile yakın ilişkiler içerisindedir. PYD ile ENKS arasındaki rekabetin önümüzdeki süreçte çok boyutlu bir mücadeleye dönüşmesi muhtemeldir. Ayrıca Cumhurbaşkanı Şara tarafından atanacak yeni vekillerin bu dengeleri yeniden şekillendirebileceği unutulmamalıdır. Sonuç olarak, PYD ile siyasi güç kazanan ENKS arasındaki rekabetin kazananı, Kürtlerin taleplerini dikkate alarak Şam merkezli bir siyaset geliştirme becerisini gösteren taraf olacaktır.


[1] Suriye’de Kürtler dahil hiçbir etnik, dini, mezhebi topluluk anayasal statü açısından azınlık olarak kabul edilmemektedir. Ancak Sünni Araplar dışındaki tüm gruplar için azınlık/minority terimi uluslararası literatürde yaygın bir kullanıma sahiptir. Bu yazıda geçen azınlık terimi de anayasal bir statüye değil, demografik duruma işaret etmektedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu