Dr. Gabor Mate: Filistinlilerin direniş hakkı vardır
Dr. Gabor Mate, Berlin’deki konferansta Filistinlilerin işgale karşı direniş hakkını savundu; Batı’nın uluslararası hukuk anlayışını eleştirdi.
Dünyaca tanınan travma, bağımlılık ve çocuk gelişimi uzmanı Dr. Gabor Mate, Berlin’de Medico International tarafından düzenlenen konferansta İsrail’in Filistin politikası, Siyonizm ve Batı’nın uluslararası hukuk yaklaşımı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Holokost mağduru bir aileden gelen ve gençlik yıllarında Siyonist bir hareket içinde yer alan Mate, geçmişte benimsediği görüşlere yönelik eleştirilerini de paylaştı.
Konuşmasında, İsrail hapishanelerinde tutulduğu belirtilen 16 yaşındaki bir Filistinli çocuğun yaşadıklarını anlatan Mate, ağır işkence ve tıbbi ihmal nedeniyle çocuğun beyin ve kalp hasarı gördüğünü, ayrıca bacağının kesildiğini söyledi. Sivillerin hedef alınmasıyla askeri işgale karşı direniş arasında ayrım yapılması gerektiğini belirten Mate, işgal altındaki bir halkın uluslararası hukuk çerçevesinde işgale karşı silahlı mücadele yürütme hakkı bulunduğunu savundu.
“O çocuk İsrail askerlerine taş attıysa bile, uluslararası hukuka göre bunu yapma hakkı vardı. İşgal altındaki halkların, hukuka aykırı bir işgale karşı direnmesi meşrudur. Filistinlilerin İsrail askerlerine saldırma ve askerleri esir alma hakkı vardı.”
Uluslararası hukukta çifte standart eleştirisi
Dr. Gabor Mate, uluslararası hukuk kurumlarının büyük güçler söz konusu olduğunda etkisiz kaldığını ifade etti. Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin çoğunlukla küçük ülkelerin yöneticilerini yargıladığını, güçlü devletlerin sorumlularının ise hesap vermediğini söyledi.
Srebrenitsa katliamındaki rolü nedeniyle savaş suçlusu olarak tanımlanan Ratko Mladiç’in Sırbistan’da kahraman gibi karşılandığını hatırlatan Mate, buna karşılık bazı Afrika ülkelerindeki yöneticilerin Lahey’de yargılandığını belirtti. Ona göre bu tablo, uluslararası hukuk mekanizmasının siyasi güç dengelerinden bağımsız işlemediğini gösteriyor.
Vietnam ve Kamboçya’daki savaşlarda milyonlarca kişinin ölümünden sorumlu tutulduğunu belirttiği Henry Kissinger ile Irak Savaşı’nın destekçilerinden eski İngiltere Başbakanı Tony Blair’i örnek veren Mate, bu isimlerin yargı önüne çıkarılmadığını söyledi. Noam Chomsky’nin değerlendirmesine atıfta bulunan Mate, uluslararası hukuk gerçekten herkese eşit uygulansaydı, ABD başkanlarının da savaş suçları kapsamında soruşturulabileceğini dile getirdi.
Güney Afrika’nın İsrail aleyhine açtığı soykırım davası ve Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısının İsrailli liderler hakkında yakalama kararı talep etmesinin ardından Washington’un mahkemelere yönelik tutumunu da eleştiren Mate, ABD’nin sınırlı da olsa mevcut uluslararası ceza adaleti sistemini etkisizleştirmeye çalıştığını öne sürdü.
Sömürgecilik ve Siyonizm değerlendirmesi
Mate, Batı’nın sömürgeci bakış açısının Filistin meselesine ve küresel adalet tartışmalarına yön verdiğini savundu. İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in Hindistan’ın Bengal bölgesindeki politikalarını hatırlatan Mate, 1940’lı yıllarda yaşanan kıtlıkta milyonlarca insanın hayatını kaybettiğini söyledi. Churchill’in Hintliler ve Filistinliler hakkındaki sözlerini de aktararak, dönemin sömürgeci zihniyetinin halkları ırksal hiyerarşiler içinde değerlendirdiğini belirtti.
İsrail’in kuruluşundan itibaren Batı’nın bölgedeki emperyal çıkarlarının bir uzantısı olarak görüldüğünü ifade eden Mate, eski Almanya Şansölyesi Konrad Adenauer’in İsrail’i Batı için bir kale olarak nitelendirmesini bu yaklaşımın göstergelerinden biri olarak değerlendirdi.
İsrail ve Batı medyasının Filistin tarihini yalnızca 7 Ekim saldırısıyla başlatmasını eleştiren Mate, 2004 yılında Filistinli çocuklar üzerinde yapılan psikiyatrik araştırmalara dikkat çekti. Bu araştırmaların, çocukların İsrail işgali ve şiddeti nedeniyle ağır travmalar yaşadığını ortaya koyduğunu belirten Mate, 7 Ekim’in arka planında uzun yıllara yayılan baskı ve işgalin bulunduğunu söyledi.
Kendi geçmişine de değinen Mate, gençliğinde Siyonist bir gençlik lideri olduğunu ancak zamanla Siyonizm’in Yahudi kimliğine zarar veren bir ideoloji olduğu sonucuna vardığını anlattı. Siyonist hareketin, güçsüzlükten arındırılmış ve idealize edilmiş bir kahraman profili oluşturduğunu söyleyen Mate, bu anlayışın İsrail’in Filistinlilere yönelik şiddetini meşrulaştıran bir psikolojik zemin yarattığını savundu.
Filistin’deki Yahudi yerleşimlerinin ilk dönemlerinde “sömürgeci” ifadesinin kullanıldığını belirten Mate, günümüzde “yerleşimci” kavramının tercih edilmesinin tarihsel gerçekliği perdelediğini söyledi.
“Antisemitizm suçlaması eleştiriyi susturmamalı”
İsrail’e yönelik eleştirilerin antisemitizm suçlamasıyla bastırılmasına karşı çıkan Mate, İsrail hükümetinin eylemlerinin tüm Yahudiler adına yapılıyormuş gibi sunulmasının antisemitizmi besleyebileceğini ifade etti. Yahudi kurumları, hahamlar ve topluluk liderlerinin Filistinli çocukların yaşadığı acıları inkâr etmek veya meşrulaştırmak yerine bu politikaları eleştirmesi gerektiğini söyledi.
“Çocukların anestezi olmadan uzuvlarının kesildiği görüntüler dünyanın önünde duruyor. Bu eylemler bütün Yahudiler adına yapılıyormuş gibi savunulursa antisemitizmi asıl bu yaklaşım körükler. Sahip olduğunuz her platformda sesinizi kullanın ve bu suçlamaların sizi susturmasına izin vermeyin.”




