Bursa’da Mescid-i Aksa ve Filistinli Esirler İçin Protesto

Bursa’da Mescid-i Aksa’nın kapatılmasını ve Filistinli esirler için idam yasasını protesto eden Müslümanlar, seslerini yükseltti.

HAKSÖZ-HABER

Bursa’da, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar, Filistin’de artan zulme ve işgal rejiminin yeni yasalarına karşı seslerini yükseltmek için Şehreküstü Meydanı’nda toplandı. Hamas’ın uluslararası çağrısına yanıt veren kalabalık, ellerinde bayraklar ve dövizlerle Filistin direnişine destek vermek amacıyla sloganlar attı.

Etkinlik, Halil Barlas’ın yaptığı açılış konuşmasıyla başladı. Barlas, Filistin mücadelesinin tarihsel sürecine ve günümüzdeki kritik durumuna dikkat çekti.

Program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti.

“İdam Yasası Bir Vahşettir”

Grup adına basın açıklamasını Recep Karaoğlu okudu. Açıklamada, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki saldırılarının yanı sıra, Mescid-i Aksa’nın bir aydır ibadete kapatılması ve Filistinli esirler için çıkarılan idam yasasına vurgu yapıldı. Karaoğlu, şu ifadeleri öne çıkardı:

• İlk kıblemizin bir aydır ibadete kapatılması ve Yahudi grupların baskın çağrılarının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
• Yahya Sinvar ve Abdullah Galib Bergusi gibi isimlerin direniş ruhunun zindanda da sürdüğünü belirterek, idam yasasının bir “savaş suçu” olduğunu ifade etti.
• İslam dünyasındaki liderlerin pasif tutumuna eleştiriler yönelterek, sadece kınama mesajlarının yeterli olmadığını, somut ve caydırıcı adımlar atılması gerektiğini dile getirdi.

Eylem boyunca grup sık sık tekbirler getirirken, “Katil İsrail Filistin’den Defol!”, “Emperyalizm Yenilecek İslami Direniş Kazanacak!”, “Yaşasın Ümmet Dayanışması!” ve “Somut Adım Bekliyoruz!” gibi sloganlarla tepkilerini dile getirdi.

Protesto, Yakup Akpınar hocanın Filistinli mücahidler ve esirler için yaptığı dua ile sona erdi.

Basın Açıklamasının Tam Metni

Bismillahirrahmanirahim,
07 Ekim 2023 tarihinde insanlık yeni bir döneme girdi. Bu tarihten sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı aşikâr. Yaklaşık 100 yıldır vatanlarını savunan Filistinli kardeşlerimizin mücadelesi hâlâ devam ediyor. Ne yazık ki bu uzun süreli zulüm sona ermiş değil. Siyonist çetenin Gazze’de sözde ateşkes ilan ettiğine bakılmaksızın, hem Gazze’de hem de Batı Şeria’da zulüm artarak sürüyor. Siyonist çetenin bu zulmü artırmasının en büyük göstergesi, Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılması ve yalnızca Filistinli esirler için kabul edilen idam yasasıdır.

Siyonist çete, Filistinli kardeşlerimizin tutsak olmasını bile kabul etmemektedir. Çünkü biliyorlar ki, Filistinli Müslümanlar tutsak olduklarında bile siyonistler için bir tehlike oluşturmaktadır. Filistinli kardeşlerimiz, iman varsa imkan da vardır sözünü her durumda yaşatmaktadır. Bu durum, siyonist zalimleri korkutmaya yetmektedir. Hatırlayın, Şehit Yahya Sinvar, şehadetinden önce bile tek koluyla mücadelesine devam ediyordu. Zindandaki Abdullah Galib Bergusi ise binlerce yıl hapse mahkum edilmesine rağmen, hücresinde kalemiyle direnişe ışık tutmaya devam etmektedir.

Bu bağlamda, İsrail’in korkulu rüyası olan Hamas, Müslümanlara bir çağrı yaptı. Bu çağrıyla Hamas, Siyonist çetenin idam yasasının protesto edilmesini istedi. Biz de hem Hamas’ın bu çağrısına yanıt vermek hem de yaşanan zulümleri lanetlemek amacıyla meydanlardayız. İsrail gibi meşruiyeti olmayan bir işgal çetesinin, başta Filistin olmak üzere sürdürdüğü vahşeti görmekteyiz. Bu vesileyle, geçmişte Suriye’de olduğu gibi birçok suça imza atan İran’a da, halkına karşı emperyalist saldırılara karşı çıkma çağrısında bulunuyoruz. Bu saldırganlık yanında, Filistinli esirlere özel olarak çıkarılan idam yasası ile vahşetine bir vahşilik daha eklediğini görmekteyiz. Demokrasi ve insan haklarını ağızlarından düşürmeyen batılı ülkeler, bu zulme destek olan sessizliklerini sürdürmektedirler.

Hamas’ın bu çağrısı, Siyonist çetenin çıkardığı bu yasa ile uzun süredir tutuklu olan, Gazze’deki Kemal Advan Hastanesi’nin müdürü Ebu Safiyye gibi doktorların dahi idam sehpasına çıkarılabileceğini hatırlatmaktadır. Ebu Safiye ile birlikte çocuk ve bebeklerin de bulunduğu binlerce esirin zindanda olduğunu ve bu esirlere yapılan insanlık dışı işkenceleri de hatırlatıyoruz. Hamas’a, bu çağrılara yanıt vererek meydanları boş bırakmamaya söz veriyoruz.

Hamas, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın uzun süredir esir olduğunu ve yaklaşık bir aydır ibadete kapatıldığını vurgulayarak, ümmetin bu konuda sesini yükseltmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Bu kapatma, sahadaki ihlallerin eşi benzeri görülmemiş bir tırmanışıyla aynı zamana denk gelmektedir. Filistinlilerin mescide ulaşımını sınırlayan ve zorla yeni bir fiili durum dayatan sıkı önlemler uygulanmaktadır. Bu durum, aşırıcı “Tapınak” gruplarının Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlenmesi ve “kurban” ayinlerinin icra edilmesi yönündeki çağrılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde yaşanmaktadır. Kabulü mümkün olmayan bu durumun bir an önce son bulması için yetki makamında olan herkese sesleniyoruz ve elindeki imkanları sonuna kadar kullanmalarını istiyoruz.

Son olarak, fiziksel ve psikolojik işkencenin Siyonist zindanlarda yaygın olduğunu ve savaş esirlerine işkence yapmanın bir savaş suçu olduğunu hatırlatıyoruz. Siyonist katillerin şampanya patlatarak kutladığı idam yasasına karşı bütün varlığımızla sesimizi yükseltiyoruz. Ümmete ve insanlığa haykırıyoruz ki; Siyonist zulüm altında bir halk yok edilmeye çalışılmaktadır. Ancak inanıyoruz ki, İsrail bu zulmüyle aslında kendi sonunu getirecektir; direnen Hamas ve Filistinliler mutlaka zafere erecek ve bunu hatırlatıyoruz ki, Somut Adım Bekliyoruz!

İslam dünyasındaki en büyük yara, liderlerin ve yönetimlerin sergilediği pasif tutumdur. Müslüman ülkelerin başındaki liderlerin bir şeyler yapıyor gibi görünmesi, kınama mesajları yayımlaması veya içi boş diplomatik temaslarda bulunması artık sahada hiçbir karşılık bulmamaktadır. Dostlar alışverişte görsün mantığıyla yürütülen bu siyaset, Gazze’deki soykırımı durdurmadığı gibi zalime zaman kazandırmaktadır. Halklar artık “yapıyormuş gibi” görünmenizi değil; somut, caydırıcı ve sonucu değiştirecek iradeyi görmek istemektedir. Sonuç doğurmayan her açıklama, atılmayan her somut adım, işgalcinin pervasızlığını artırmaktadır.

İslam Aleminin “Çaresizlik” Yanılgısını Reddediyoruz

“Elimizden bir şey gelmiyor” algısının arkasına sığınarak hiçbir eylemde bulunmamak, bu zulmün ömrünü uzatmaktan başka bir işe yaramamaktadır. İslam alemi, sahip olduğu nüfus ve jeopolitik güçle bu vahşeti durduracak potansiyele sahiptir. “Çaresizlik” bir gerçeklik değil, bir teslimiyet psikolojisidir.
Özellikle Gazze’deki soykırıma ve Mescid-i Aksa’nın esaretine sessiz kalan İslam ülkelerine sesleniyoruz: Bu ateş sadece düştüğü yeri yakmayacak! Siyonist yayılmacılık, bugün Gazze’de yükselen feryada kulaklarını tıkayanların kapısına yarın mutlaka dayanacaktır. Bu, Müslümanlar için değil, insanlık için de kurtuluş vesilesi olacaktır inşallah!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu