Yüksek Fruktozlu Nişasta Bazlı Şekerler Çocuk Sağlığını Tehdit Ediyor
Yüksek fruktoz içeren nişasta bazlı şekerler, çocukların sağlığını tehdit ediyor. Obezite ve diğer sağlık sorunları riski artıyor.
Nişasta bazlı şekerlerin (NBŞ) yüksek fruktoz içeriği, çocukların sağlığını tehdit eden önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Çocukluk döneminde aşırı şeker tüketimi, obezite ve hipertansiyon gibi sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor.
Nişasta bazlı şeker, nişasta içeren bitkilerden elde edilen ve glukoz ile fruktoz içeren bir şeker türü olarak tanımlanıyor. Dünyada yiyecek ve içeceklerde sofra şekerinden sonra en fazla kullanılan şeker türü olarak dikkat çekiyor. Şekerleme, unlu mamuller, dondurma gibi birçok gıda ürününde yaygın olarak kullanılıyor.
NBŞ’nin yüksek fruktoz içeriği, bu şeker türünün hastalık oluşturma riskini artırıyor. Türkiye’de, nişasta bazlı şekerlerin toplam şeker üretimindeki payı yüzde 2,5 ile sınırlı tutuluyor ve bu durum Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenli olarak denetleniyor.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Elif Özmert, nişasta bazlı şekerlerin fruktoz oranının yüzde 42 ile 90 arasında değiştiğini belirtiyor. Fruktoz, karaciğerde hızla yağa dönüşerek tokluk hissi yaratmadığı için aşırı tüketimi teşvik ediyor. Bu durum, çocuklarda obezite ve insülin direnci gibi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Özmert, çocukların şekerli içecek tüketiminin giderek arttığını vurguluyor. 2013, 2016 ve 2022 yıllarında yapılan araştırmalara göre, şekerli içecek tüketen çocukların oranı sırasıyla yüzde 12,7, yüzde 18,4 ve en son yüzde 42,3’e yükseldi. Bu veriler, obezite riskinin artması nedeniyle acil önlemler alınması gerektiğini gösteriyor.
Şekerli ve yağlı gıdaların çocukların yeme alışkanlıkları üzerindeki etkisi de dikkat çekici. Bu gıdalar, beyindeki ödül merkezlerini etkileyerek tüketim alışkanlıklarını artırabiliyor. Ailelerin kendi tüketim alışkanlıkları, çocukların bu tür gıdalara yönelmesinde önemli bir rol oynuyor. Okul kantinlerine yönelik düzenlemelerin ve sağlıklı yemek hizmetlerinin hayata geçirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Prof. Dr. Özmert, çocukların ilk iki yılında ilave şeker tüketiminin olmaması gerektiğini, daha sonraki dönemlerde ise günlük kalorinin yüzde 5’ini aşmaması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, çocukların besleyici özelliği olmayan gıdalardan uzak tutulması gerektiğine dikkat çekiyor.
Sonuç olarak, çocukluk dönemindeki sağlık sorunlarının etkileri yetişkinliğe taşınabiliyor. Obez çocukların büyük bir kısmı obez ergen ve yetişkin olma riski taşıyor. Bu nedenle, çocuk sağlığına yönelik önlemlerin alınması, gelecekteki sağlık sorunlarının önlenmesi açısından büyük önem taşıyor.




