Rojin Kabaiş’in Ölümünde Önemli Gelişmeler Yaşandı
Rojin Kabaiş’in ölümüne dair soruşturmada telefon verileriyle ilgili çarpıcı detaylar ortaya çıktı.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1. sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024 tarihinde kaybolmuş ve 18 gün sonra cansız bedeni Van Gölü sahilinde bulunmuştu. Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi, 10 Ekim 2025 tarihli raporunda, Kabaiş’in göğüs ve vajina bölgesinde iki erkeğe ait DNA örneklerinin tespit edildiğini bildirmiş, soruşturma kapsamında 500’ün üzerinde kişiden alınan örnekler incelenmiş ancak henüz bir eşleşme sağlanamamıştı.
Kabaiş ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut, soruşturmanın son durumu hakkında yaptığı açıklamada, yaklaşık 600 kişiden DNA örneği alındığını ve savcılığın incelemeyi 2500’ün üzerinde kişiyi kapsayacak şekilde genişletmeyi planladığını belirtti. A Haber’e konuşan Karabulut, “Rojin’in en mahrem bölgelerinden çıkan iki erkeğe ait DNA örneği var. 600’e yakın DNA örneği alındı fakat hiçbirisi ile eşleşme sağlanamadı. Savcının 2500 kişilik bir DNA incelemesi hedefi var. Dosyanın emniyetten alınıp JASAT’a verilmesini talep ettik. JASAT bu konularda daha uzman” ifadelerini kullandı.
Cinayetle ilgili olarak cesedin göle bırakılmasıyla ilgili korkunç bir senaryo üzerinde durduklarını da ifade eden Karabulut, olay günü bölgedeki deniz araçlarının incelenmesini talep ettiklerini belirtti. “Rojin’in canlı ya da öldürüldükten sonra kara aracıyla götürülüp Van Gölü’nün ortasına atıldığı düşüncesindeyiz. Bu büyük olasılıkla deniz araçları üzerinde araştırma yapılmasını istedik” dedi.
Rojin Kabaiş’in kaybolduğu gün telefonunun veri akışında önemli bir kesinti yaşandığına dikkat çeken Karabulut, “Kesinti saat 19.04 ile 20.03 arasında oldu. Bu süre zarfında cep telefonunda hiçbir hareketlilik yok. Ne olduysa o zaman diliminde gerçekleştiği kanaatindeyiz. 20.03’ten sonra sabah 09.00’a kadar Rojin’in internetinden veri akışı tespit edildi” şeklinde konuştu.
Karabulut, 20.03’ten sonraki internet kullanımının cinayeti işleyen kişiler tarafından gerçekleştirildiğini öne sürdü ve sözlerini şöyle tamamladı: “Rojin’in cep telefonunun onu kaçıranlar ve o dakikadan itibaren öldürenlerin ellerinde olduğu ve veri akışının onlar tarafından sağlandığı kanaatindeyiz. Eğer cep telefonu Rojin’in elinde olsaydı, sabaha kadar kendisini arayanlar olurdu. 27 Eylül’de kaybolduğu gün önemli sonuçların çıkacağına inanıyorum.”




