Gazze: İman ve Teslimiyetle Direnen Bir Varlık

Gazze, modern dünyanın anlam krizine karşı imanla direnen bir özne olarak öne çıkıyor.

Mustafa Sabri Beşer / Star

Gazze, modern dünyanın anlam bunalımına karşı iman ve teslimiyetle direnen bir varlık olarak öne çıkıyor. Ancak, bu direnişin yalnızca bir özne olarak kalması, ümmetin ona gereken desteği vermemesiyle ilgili. Ümmet, Gazze’yi yalnız bırakarak kendi vicdan ve izzet kaybıyla yüzleşiyor.

Yıllardır Gazze, organize terör çetesi İsrail’in zulmüne maruz kalıyor. Ancak bizler, onu yalnızca izlemekle kalmadık, aynı zamanda kendi konfor alanlarımızı korumak adına da kurban ettik. Hz. İbrahim’in, Allah yolunda en değerli varlığını kurban etmesi, gerçek bir teslimiyetin ve sahip çıkmanın sembolüdür. Bizler ise Gazze’yi, kendi korkaklıklarımızın üstünü örtmek için bir bahane olarak kullanıyoruz.

Gazze, bizler için bir özveri gösterirken, bizler onları yalnız bırakıp ateşin içine sürüklüyoruz. Hz. İbrahim, oğlu İsmail’i kurban etmeye giderken yanındaydı; biz ise uzaktan seyrediyoruz. Müslümanlar olarak, Gazze’yi sevgimizin değil, gafletimizin kurbanı haline getirdik. Bu durum, iman ile gaflet arasındaki farkı gözler önüne seriyor.

Gazze, ümmetin izzetini kaybettiği bir alan mı, yoksa kendini ümmet için feda eden bir varlık mı? İbrahim, İsmail’i kurban ettiğinde kazanç elde etti; bizler Gazze’yi yalnız bıraktığımızda neyi kaybettiğimizin farkında bile değiliz. Resulullah Efendimiz, ümmeti bir beden olarak tanımlamış ve bir uzvu acı çektiğinde tüm bedenin etkilenmesini vurgulamıştır. Peki, Gazze bizim hangi uzvumuz? Yoksa biz çoktan o bedenden kopmuş muyuz?

Gazze ismi anıldığında bazıları içinde bir ürperti hisseder. Bunun nedeni, Gazze’nin onlara yalnızca bir coğrafyayı değil, unuttukları bir gerçeği hatırlatmasıdır. İnsan, yalnızca tüketen bir varlık değildir; hayat, iktisat ve eğlence arasında sıkışmış bir dehliz değildir. Âlem, yalnızca menfaat hesaplarıyla dönmez. Bu gerçeği kabullenmekten kaçanlar, Gazze’ye bakarken bombayı görür, imanı göremezler. Yıkılan binaları sayarken, o yıkımın ardındaki direnişi göz ardı ederler.

Gazze’nin sırrı, tam da burada gizlidir. Modern dünyanın en azgın teröristleri karşısında dimdik duran insanların elinde ne hazineler ne de medya saltanatları vardır. Onları ayakta tutan, modern insanın kaybettiği bir anlam duygusudur. Bu, içsel bir zenginliktir ve bir gönül dağını temsil eder. Seküler aklın çözemediği bu muamma, Gazze’nin yalnızca bir savaş alanı olmadığını, insanın inancı uğruna nelerden vazgeçebileceğinin canlı bir örneğidir.

Ne yazık ki bizler, bu gerçeği konuşmak yerine Gazze’yi ideolojik çatışmaların malzemesi haline getirdik. Her iki taraf da Gazze’ye bakarken insanı unuttu. O modern imkânlara ve demirden ordulara rağmen Gazze’de direnişin sürmesi, bize neyi mümkün kıldığını sorgulamadan anlaşılamaz. Çünkü o enkazın altında yalnızca taş ve demir yoktur; modern dünyanın kibirli insan tanımına bir itiraz da vardır.

Her bomba, yalnızca bir binayı değil, ‘insan yalnızca maddedir’ diyen o mağrur masalı da yerle bir eder. Yıkıntıyı gören, hakikatin yarısını görmüştür; diğer yarısında ise küllerin arasından yeniden doğrulabilen bir ruh durmaktadır. Hz. İbrahim’in ateşi, teslimiyet sayesinde gül bahçesine dönmüştür. Niyazım odur ki, bir gün Gazze’nin kurban değil, özne olduğu, evlatlarının ölüm haberleriyle değil, hürriyet türküleriyle anıldığı ve ümmete vicdanını hatırlattığı sabahlara uyanalım. Gazze’nin kurban olmaktan kurtulduğu o yarınlar, bayramımız olsun.

Hayırlı bayramlar.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu