İbrahimî Dinânî: Tûsî’nin Amelî Hikmeti Üzerine Derinlemesine İnceleme
İbrahimî Dinânî, Tûsî’nin amelî hikmetini ve ahlâk anlayışını derinlemesine ele alıyor.
Lârîcânî: Bismillahirrahmanirrahim. Değerli izleyicilerimizi ve Marifet programını takip eden sevgili dostlarımızı saygıyla selamlıyoruz.
Bugünkü programımızda, Tûsî’nin derin düşünceleri üzerine odaklanacağız. Tûsî, yaşadığı dönemde bir patoloji uzmanı gibi düşünceleriyle birçok soruna ışık tutmuştur. Önceki programda, Tûsî’nin hikmeti iki ana gruba ayırdığını belirtmiştik: nazarî ve amelî hikmet. Nazarî hikmet, riyâziyât, tabîiyyât ve ilâhiyât olarak üç alt dala ayrılırken, amelî hikmet ise üç ana başlık altında incelenmektedir: Tehzîb-i Ahlâk, Tedbîr-i menzil ve Siyâset-i müdün. Bugün, bu başlıkların ilki olan tehzîb-i ahlâkı ele alacağız.
Dînânî: Bismillahirrahmanirrahim. Tûsî’nin sınıflandırması, geçmişteki birçok düşünür tarafından da benimsenmiştir. Hikmet, tarih boyunca nazarî ve amelî olarak iki gruba ayrılmıştır. Nazarî hikmet, yalnızca gözlemle anlaşılabilen ilimlerle ilgilidir. Örneğin, ilâhiyât fizikötesi konuları kapsar. Matematik ise aritmetik ve geometri gibi konuları içerir. Tabîiyyât ise doğa ile ilgilidir. Bu üç alan, nazarî hikmetin kapsamındadır.
Lârîcânî: Modern bilimlerin bu sınıflandırmalara nasıl bir katkı sağladığını düşünüyorsunuz?
Dînânî: Günümüzdeki sınıflandırmalar, geçmişte yapılanların geçerliliğini ortadan kaldırmaz. Aksine, modern bilimler bu alanları daha da genişletmiştir. Pozitivist düşünce, ilâhiyâtı göz ardı etmeye çalışsa da, bu alanın bilimsel değeri hala korunmaktadır. Bilimlerin kökeninin ilâhiyatta olduğu görüşü, Descartes’a kadar uzanır. Bilimlerin kökleri metafizik alanında yer alır. Bu, ilâhiyâtın kaynağının varlık olduğunu gösterir.
Varlığın ilk tezahürü nedir? Zaman mı, mekan mı? Bu konulara girmeden, bazı filozofların varlığın ilk tezahürünü zamana dayandırdığını belirtmek gerekir. Diğerleri ise bunun dil ile ortaya çıktığını savunur. Zamanı dil ile anlamlandırırız; dil düşüncenin dışa vurumudur. İnsan, dil ile insan olur.
Lârîcânî: Dilin, düşünceyi ifade etmedeki rolü nedir?
Dînânî: Dil, düşüncenin tezahürüdür. Düşünce olmadan dil de olmaz. İnsan, düşünce ve akıl ile dilini geliştirir. Bazen susmak da bir dildir; bu durumda bile bir mesaj iletmiş oluruz. Dilin kapsamı oldukça geniştir ve insanın tüm duygularını ifade etme yeteneği vardır.
Varlığın tezahürleri üzerine konuşmaya devam edersek, ben bu tezahürlerin dilde ortaya çıktığına inanıyorum. Dil, her şeyin varlığını ifade eder. Bu bağlamda, Tûsî’nin amelî hikmeti üzerine konuşmak gerekir. Amelî hikmet, insanın kendi kendisiyle olan ilişkisini de kapsar. Kişinin kendisiyle irtibatı, ahlâkın şahsi boyutunu oluşturur. Ahlâkın tehzibi, bireyin kendine hakim olmasını sağlar.
Dînânî: Tûsî, ahlâkı vahiy öğretilerinden yararlanarak geliştirmiştir. Ahlâk-ı Nâsırî adlı eserinde, ahlâkın temel prensiplerini ve bu konudaki İslami öğretileri detaylı bir şekilde ele almıştır. Bu eser, ahlâk ilminin önemli bir kaynağıdır.
Lârîcânî: Tûsî’nin ahlâk alanındaki katkıları nelerdir?
Dînânî: Tûsî, Ahlâk-ı Nâsırî’yi kaleme alarak ahlâkî meseleleri derinlemesine incelemiştir. Bu eser, günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Tûsî, ahlâkı sadece teorik bir bilgi olarak değil, pratik bir yaşam biçimi olarak sunmuştur. Bu nedenle, onun eserleri günümüz insanı için de büyük bir önem taşımaktadır.
Lârîcânî: Programımızın sonuna geldik. Tûsî’nin eserlerine ilgi duyan herkesin bu kitapları incelemesini tavsiye ediyoruz. Kendimize malik olduğumuzda topluma hizmet edebiliriz. Bir sonraki programda tekrar görüşmek dileğiyle, hepinizi Allah’a emanet ediyoruz.
Medya Şafak




