Hürmüz Boğazı’ndaki Aksamalar Çiftçileri Zor Durumda Bırakıyor
Hürmüz Boğazı’ndaki trafik aksamaları, enerji ve gübre fiyatlarını yükselterek çiftçilerin üretim süreçlerini zorlaştırıyor.
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan trafik duraksamaları, enerji maliyetlerinin yanı sıra gübre fiyatlarının da artmasına neden oluyor. Bu durum, çiftçilerin üretim süreçlerini olumsuz etkileyerek, yüksek maliyetlerle başa çıkmalarını zorlaştırıyor.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, bölgedeki gerilimi artırarak Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji ve gübre piyasalarındaki kritik rolünü yeniden gündeme getirdi. Enerjinin gübre üretimi ve taşınmasındaki önemi göz önüne alındığında, bu tür kesintiler tarımsal girdi piyasalarında dalgalanmalara yol açıyor.
Petrol fiyatlarının çatışma öncesinde 70-80 dolar seviyelerinde seyrederken, şu anda 110 dolara kadar yükseldiği gözlemleniyor. Amerikan Otomobil Birliği’nin (AAA) verilerine göre, ABD’de motorin fiyatları son bir ayda galon başına 3,6 dolardan 5,5 dolara fırladı. Motorin, tarla hazırlığı, ekim, gübre uygulamaları ve ürün taşımacılığı gibi birçok üretim aşamasında kullanıldığından, enerji fiyatlarındaki artış, gübre üretim maliyetlerini ve çiftlik içi operasyon giderlerini artırıyor.
Son saldırılardan bu yana, Orta Doğu’da üretilen gübrelerin fiyatları hızla yükselmeye başladı. Sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikindeki kısıtlamalar, Hindistan ve Bangladeş’teki gübre üretimini de olumsuz etkiliyor. Çin’in iç arz güvenliğini sağlamak için gübre ihracatını kısıtlaması, bahar ekim sezonunda yoğun talep nedeniyle fiyatların daha da artmasına neden oluyor. Vadeli işlemlerde üre fiyatlarının, çatışmalar öncesinde ton başına 480 dolardan 750 dolara yükseldiği görülüyor. Fitch Ratings, amonyak ve üre fiyatları için 2026 yılı tahminlerini yaklaşık yüzde 25 artırarak, Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmaların süresinin belirsizliğine dikkat çekti.
Amerikan Çiftlik Bürosu Federasyonu’nun (AFBF) analizine göre, ABD’li çiftçiler, jeopolitik gerilimler altında ilkbahar ekim sezonuna giriyor. Gübre alımları ve tarla hazırlıkları devam ederken, girdi fiyatlarındaki ani artış çiftçilerin hareket alanını daraltıyor. Çiftçiler, gübre konusunda artan belirsizlikle karşı karşıya kalırken, yüksek girdi maliyetleri ve birçok emtia fiyatının düşmesi nedeniyle zor durumda. Bu nedenle, gübre fiyatlarındaki dalgalanmalara daha az maruz kalan ürünlerin ekimini değerlendirmeye alıyorlar.
Orta Doğu, küresel gübre arzında kritik bir rol oynuyor. AFBF’ye göre, İran, amonyak üretiminde kullanılan doğal gazın en büyük rezervlerine sahip. Üre, azotlu gübrelerin çoğunun temel bileşenini oluşturuyor ve Orta Doğu, küresel üre ihracatının yarısını, amonyak ihracatının ise üçte birini gerçekleştiriyor. İran, Katar, Suudi Arabistan ve Mısır’da üretilen gübrelerin Hürmüz Boğazı üzerinden taşınması, bölgedeki arz kesintilerinin küresel fiyatları doğrudan etkilemesine neden oluyor.
ABD, gübre talebini karşılamak için hem yerli üretime hem de ithalata bağımlıdır. Potasyumda ithalat bağımlılığı yüzde 97, azotta yüzde 18 ve fosfatta yüzde 13 seviyelerindedir. ABD, Orta Doğu’dan büyük miktarda gübre ithal etmese de, bölgedeki fiyat hareketleri iç piyasayı etkilemektedir. Hindistan ve Brezilya gibi ülkelerin alternatif tedarikçilere yönelmesi durumunda, küresel arz üzerindeki rekabet artacak ve bu durum ABD’li çiftçiler için fiyatları yukarı çekecektir.
Avrupa Birliği (AB) de Orta Doğu’daki gelişmelerden kaynaklanan enerji fiyatlarındaki artıştan etkileniyor. Üye ülkeler, çiftçilerine destek sağlamak için çeşitli adımlar atıyor. AB Komisyonu, çiftçilerin artan girdi maliyetlerine karşı desteklenmesi için Ortak Tarım Politikası araçlarının daha esnek kullanılabileceğini belirtiyor. Ayrıca, ithal gübreye bağımlılığı azaltmak amacıyla alternatif gübre kullanımını teşvik eden ve üretim maliyetlerini düşürmeyi hedefleyen planlar üzerinde çalışıyor.
AB ülkeleri, tarım ve hayvancılığı desteklemek amacıyla çeşitli önlemler alıyor. İspanya, Orta Doğu’daki çatışmaların etkilerine karşı tarım ve hayvancılığı destekleyecek 877 milyon avroluk bir paket açıkladı. İtalya, çiftçilerin dizel yakıtında litre başına 25 sent indirim sağlarken, Yunanistan’da çiftçilere motorin için litre başına 16 sent sübvansiyon verileceği bildirildi. Fransa ise daha hedefli destek mekanizmaları ile tarım sektörünü korumayı tercih ediyor ve çiftçilere doğrudan yakıt sübvansiyonu yerine kredi imkanları, sosyal prim ertelemeleri ve vergi kolaylıkları sunarak maliyet baskısını hafifletmeye çalışıyor.




