Tevekkül: İslam’ın Hayatımızdaki Yeri ve Önemi

Tevekkül, İslam’ın temel ilkelerinden biri olarak hayatımızda nasıl yer alır? Sorumluluk ve güven üzerine bir değerlendirme.

Tevekkül: İslam’ın Hayatımızdaki Yeri ve Önemi

Değerli Müslümanlar, yüce dinimiz İslam’ın bizlere emrettiği önemli ilkelerden biri tevekküldür. Tevekkül, bir Müslümanın üzerine düşen sorumlulukları yerine getirip, Allah’ın rahmetine sığınmasıdır. Bu, tedbir alıp, Allah’ın takdirini beklemek anlamına gelir. Meşru hedeflerine ulaşmak için sebeplere sarılmak, aklını ve iradesini doğru yönde kullanmak ve nihayetinde Allah’a güvenmek tevekkülün özüdür.

Tevekkül, bir ebeveynin çocuklarına güzel bir eğitim vermesi ve onlardan erdem beklemesi gibi bir sorumluluk taşır. Peygamber Efendimiz’in, “Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunamaz” sözü, bu ilkenin ne kadar önemli olduğunu vurgular. Gençler ise, “Yaptığınız işi güzel yapın. Allah işini güzel yapanları sever” anlayışıyla geleceğini ilim ve sanatla şekillendirmelidir. Sonrasında Allah’tan başarı dilemek, tevekkülün bir başka boyutudur.

Bazen tevekkül, bir tüccarın ölçü ve tartıyı doğru yaparak Allah’tan hayırlı kazanç dilemesi şeklinde ortaya çıkar. Diğer zamanlarda ise, bir çiftçi toprağını işleyip, hasadın bereketini Allah’a havale eder. Peygamberimiz’in, “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Sadece Allah’a tevekkül ettik” hadisi, bu durumu pekiştirir.

Tevekkül, tembelliğin ve miskinliğin bir bahanesi olmamalıdır. Aksine, bu ilke, uyanış ve kendine gelme vesilesidir. Allah’ın yardımını umarak fiili dua etmek, zamanın gerekliliklerine uygun bilgi ve teknoloji üretmekle mümkündür. Zaferlerin emeksiz kazanılamayacağı bilinciyle, düşmanları caydıracak güç için çaba sarf etmek ve Cenâb-ı Hak’tan yardım dilemek de tevekkülün gereğidir.

Aziz Müslümanlar, “Allah’ın dediği olur” düşüncesiyle tedbiri elden bırakmak, “Kaderde ne varsa o gelir” anlayışıyla sorumlulukları ihmal etmek, ya da “Nasıl olsa Allah rızkımı verir” düşüncesiyle çalışmayı bırakmak, İslam’ın tevekkül anlayışında yeri yoktur. Müslüman, ‘Tedbir kuldan, takdir Allah’tan’ bilinciyle çalışmalı ve gayret göstermelidir. Rabbimizin bu konudaki uyarısı açıktır: “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalışmasının karşılığı ileride mutlaka görülecektir.”

Kalplerimizin huzur bulabilmesi için hayatımızın her alanında tevekküle ihtiyacımız vardır. Okurken, çalışırken, ailemizin rızkını temin ederken ve zorluklarla mücadele ederken tevekkül, bize yol gösterir. Şimdi, tevekkül anlayışımızı gözden geçirme ve hayatımızda çalışmayı, üretmeyi ve mücadeleyi vazgeçilmez bir parça haline getirme zamanıdır.

Hutbemizi, İstiklal Şairimizin şu anlamlı sözleriyle sonlandırıyoruz: “Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol, yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu