AB’de İsrail Ürünlerine Yasağı Tartışmaları Derinleştiriyor
AB’de yasadışı İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere uygulanan yasağı savunan ve karşı çıkan ülkeler arasında derin bir bölünme yaşanıyor.
Avrupa Birliği (AB) içinde, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasadışı İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere yönelik uygulanan ambargo veya ithalat yasağı konusunda tartışmalar derin bir bölünmeye yol açtı. Üye ülkeler, artan sivil toplum tepkileri ve seçmen baskısı altında, İsrail ile olan diplomatik ve ticari ilişkilerin sınırlarını belirleme konusunda iki farklı kampa ayrıldılar.
Paris’teki hukuk profesörü Alberto Alemanno, New York Times’a yaptığı açıklamada, AB içindeki karmaşık hukuki tartışmaların, “siyasi ve diplomatik kararsızlığı örtbas etmek için kullanılan bir perde” olduğunu belirtti.
İspanya, İrlanda, Hollanda ve Belçika gibi ülkeler, tarım ürünleri, şarap ve yapı malzemeleri gibi yasadışı yerleşim kaynaklı ürünlere kapsamlı bir ithalat yasağı getirilmesini savunuyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, bu yasakların uygulanabilmesi için oy birliği yerine “Nitelikli Çoğunluk” mekanizmasını kullanmayı hedefliyor. Bu mekanizma, üye ülkelerin %55’inin ve AB nüfusunun %65’inin onayını gerektiriyor. Avrupa Komisyonu da yasadışı bölge kaynaklı mallara yönelik özel gümrük vergileri ve ithalat kısıtlamaları içeren bir tedbir paketi önerdi.
Ancak Almanya, İtalya ve Çekya, yerleşim ürünlerine yönelik kapsamlı bir yasağa karşı çıkıyor. Almanya, İsrail ile olan “tarihsel ve özel ilişkilerini” gerekçe göstererek diyalog kanallarının açık tutulması gerektiğini savunuyor. İtalya ise Başbakan Georgia Meloni yönetimi altında, kısıtlama kararlarında oy birliği şartının aranmasında ısrar ediyor. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi araştırmacısı Hugh Lovatt, oy birliği şartının ısrarının “eylemsizliği gerekçelendirmek için kullanılan bir saptırma” olduğunu ifade ederken, Avrupalı liderlerin ABD’den gelebilecek olası misillemelerden de çekindiklerini vurguladı.
Yerleşim birimlerinden yapılan ihracat, AB-İsrail arasındaki yıllık 50 milyar dolarlık ticaret hacminin yalnızca 300 milyon dolarlık bir kısmını oluşturmasına rağmen, sembolik ve hukuki anlamda büyük bir öneme sahip. AB, yaklaşık 20 yıldır yerleşim ürünlerini ayrıcalıklı gümrük rejiminden muaf tutsa da, ürün menşeini belirlemek için kullanılan “posta kodu” mekanizmasının suiistimal edildiği ve Avrupalı tüketicilerin yanıltıldığı ifade ediliyor. Yasağı savunan hukukçular, Uluslararası Adalet Divanı’nın 2024 yılında verdiği tarihi tavsiye kararına dikkat çekiyor. Bu kararda, İsrail’in işgal ve yerleşim politikalarının yasadışı olduğu belirtilerek, uluslararası topluma bu yasadışı durumu meşrulaştıracak ticari ilişkileri durdurma çağrısı yapılmıştı.
İsrail’in Batı Şeria’da 43 yeni yasadışı yerleşim birimi kurmak için 430 milyon dolar ek bütçe ayırması ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in bu adımları “Filistin devletinin kurulmasını engelleme” stratejisi olarak sunması, AB Dış İlişkiler Konseyi’nin ekim ayında yapacağı kritik toplantı öncesinde tansiyonu artırmaya devam ediyor.




