Nefsini Temize Çıkarma Yanılgısı ve Gerçek Arınma
Nefsini temize çıkarma yanılgısı ve gerçek arınmanın yolları üzerine derin bir değerlendirme.
Ramazan Kayan/Milat Gazetesi
Kendini Temize Çıkarma Yanılgısı
İnsan, nefsindeki kusurları inkâr ederek kendini temize çıkarmaya çalıştığında aslında büyük bir yanılgıya düşmektedir. Gerçek kurtuluş, hataları kabul edip ıslah yoluna yönelmektir. Zamanla, kimse kusurunu kabullenmez hale geldi. Herkes kendini mükemmel görme çabasında. Bu durum, toplumda bir tür egoizm ve benmerkezciliğin yaygınlaşmasına neden oldu.
Büyüklerimizin dediği gibi, “Kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almaz.” Artık kimse hatalarını itiraf etme cesaretini gösteremiyor. Oysa insanın doğası gereği hatalar yapması kaçınılmazdır. Kendini temize çıkaran bir kişi, aslında aldanmış olurken, nefsini temizleyen kişi gerçek anlamda arınmış olur.
Yüce Allah, bu durumu en net şekilde ifade etmiştir: “Siz kendinizi temize çıkarmayın.” (Necm, 32) ve “Nefsini temizleyen kurtulmuştur.” (Şems, 9). Hz. Yusuf (as) da bu konuda şöyle demiştir: “Ben nefsimi temize çıkarmıyorum, çünkü nefis mutlaka kötülüğü emredicidir, ancak Rabbimin merhamet ettiği müstesna. Şüphesiz Rabbim bağışlayandır, rahmet edendir.” (Yusuf, 53)
Günümüzde, dünya nefsin egemenliğine girmiş durumda. Modern yaşamın getirdiği zorluklar içinde, insanlar ne kadar temiz kalabiliyor? Benmerkezciliğin etkisi altında, bireyler kendilerini yüceltme çabası içerisinde. Gurur ve kibir, toplumda yaygınlaşmışken, kimse kendine toz kondurmuyor. Hatta suçüstü yakalananlar bile suçu başkalarının üzerine atma yeteneğine sahip.
İçimizdeki şeytanı beslemek yerine, onu taşlamamız gerekirken, kendimizi kandırmaya devam ediyoruz. Kimse içinde bulunduğu olumsuzlukları görmek istemiyor. Kendini onarma ve olgunlaşma arayışında olanlar ise oldukça az. Arınma isteği yok, sadece kendimizi nasıl pazarlayabiliriz düşüncesi hâkim. Suçunu kabul etme erdemini kaybettik; bireyler nefsinin avukatı, diğerlerinin yargıcı haline geldi.
Toplumda, kendini temize çıkarma çabası artarken, gerçek bir öz eleştiri yapma isteği azalıyor. Bu durum, bir tür toplumsal hastalığa dönüşmüş durumda. Kendimizi temize çıkarma çabası, imanımızı dönüştürmek yerine, onu bir savunma mekanizması haline getirdi. Oysa iman, bizi değiştirmeli ve arındırmalıydı.
Şimdi, kendimizi sorgulama zamanı. Hangimiz günahsızız? Masum değiliz. Buna rağmen, ustalıkla kendimizi temize çıkarabiliyoruz. Sofralarımız, dergâhlarımız, kültürel alanlarımız her zaman tertemiz mi? Kötülükler artarken, biz yine de kendimizi temize çıkarma becerimizi alkışlıyoruz. Bu çürümüşlükten bir çözüm çıkıp çıkmayacağı belirsiz.
Artık kendimizi temizmiş gibi göstermekten vazgeçmeliyiz. Gerçek bir arınma yolunu seçmek, tevbe kapısını açık tutmak önemlidir. Rabbimizin uyarısını hatırlayalım: “Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Allah dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar haksızlık yapmaz.” (Nisâ, 49). Sorunların çözümü, öncelikle öz eleştiri ve tevbe ile mümkündür. Hz. İsa (as)’ın hikayesindeki gibi, günahsız olanların ilk taşı atması gerektiğini unutmayalım.




