İran-ABD Mutabakatı Lübnan’daki Dengeyi Nasıl Etkileyecek?

İran-ABD arasında imzalanan mutabakatın Lübnan’daki etkileri ve İsrail’in saldırıları üzerine detaylı bir analiz.

İran ve ABD arasında imzalanan İslamabad Mutabakat Anlaşması, Lübnan cephesinde yeni bir statüko ve oyun kuralları oluşturma çabalarını gündeme getiriyor. Ancak mevcut durumda, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları devam ediyor.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Yetim, bu bağlamda İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını ve bölgedeki son durumu AA Analiz için kaleme aldı.

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü işgal girişiminde, son dönemde yaşanan gerileme ve anlaşma süreçlerine rağmen Lübnan’daki çatışmalar sürmektedir. İran-ABD mutabakatı ve İsrail-Lübnan arasındaki doğrudan görüşmelere rağmen, İsrail’in güney Lübnan’daki saldırıları devam etmektedir. Bu anlaşmada taraflar arasında Hürmüz Boğazı, nükleer enerji ve İran varlıklarının serbest bırakılması gibi konularda derin anlaşmazlıklar bulunmakta ve Lübnan’da ateşkesin sağlanması ve kalıcı barış sürecinin karmaşıklığı sürmektedir. İran, ABD ile yapılan mutabakatın Lübnan’ı da kapsamasını ve İsrail’in işgalini sonlandırmasını talep etmektedir. Ancak İsrail, Lübnan’ı baskı altında tutma çabasını sürdürmektedir. Başbakan Binyamin Netanyahu, Lübnan’daki yıkım ve çatışmaları Hizbullah’a atfederek, bu durumu kendi politikalarına meşruiyet kazandırmaya çalışmaktadır.

İsrail’in işgal ettiği Lübnan toprakları ve Şaba Çiftlikleri, Hizbullah tarafından silahsızlanma çağrılarının ön koşulu olarak gösterilmektedir. 7 Ekim 2023 sonrası dönemde, İsrail’in Güney Lübnan’daki işgalini genişletmesi dikkat çekmektedir. İmzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen, İsrail mevcut işgaline beş yeni tepe eklemiştir. Bu durum, İsrail’in Gazze’den başlayarak Lübnan-Suriye hattında işgal bölgelerini birleştirme çabasını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, İsrail’in bölgedeki hegemonya arayışları devam etmekte ve işgal rejimlerini genişletme eğiliminde olduğu gözlemlenmektedir.

İsrail’in Güney Lübnan’daki işgal planları, Lübnan’da kalıcı bir işgal süreci oluşturma hedefini taşımaktadır. Nisan ayında ilan edilen ‘İleri Savunma Hattı’, Hizbullah ile tampon bölge olarak tanımlanmıştır. Bu durum, İsrail’in askeri operasyonlarını Litani Nehri’ne taşımakla kalmayıp, Beyrut’un 50 kilometre güneyine kadar işgalini genişletmesiyle devam etmektedir. Böylece, İsrail, bölgedeki tehditleri artırmakta ve işgal rejimini yaymaktadır.

İran, Lübnan’daki işgalin kendi güvenliği açısından hayati önem taşıdığını görmekte ve Hizbullah’ı İsrail’e karşı caydırıcı bir unsur olarak değerlendirmektedir. Bu bağlamda, Hizbullah’ın zayıflaması, İran için varoluşsal bir risk teşkil etmektedir. Dolayısıyla, İran ve Hizbullah arasındaki ilişkiler, sadece stratejik bir bağ değil, aynı zamanda güvenlik açısından da kritik bir öneme sahiptir.

İsrail’in oluşturmak istediği yeni statükodan vazgeçmeyeceği düşünülürse, tarafların yeni oyun kuralları belirlemesi belirsizliğini korumaktadır. Hizbullah, son dönemdeki kayıplara rağmen, İsrail’in işgaline karşı direniş göstermekte ve bu durum sahadaki dengeleri etkilemektedir. Hizbullah, direniş ve moral kazanarak, işgali yavaşlatma ve maliyetini artırma konusunda daha fazla kapasite göstermektedir.

Lübnan hükümeti ile İsrail arasında süren müzakereler, Hizbullah-İsrail çatışmalarının dinamikleri ile İran-ABD mutabakatının seyrine bağlıdır. İsrail, Lübnan’daki işgalin sorumluluğunu Hizbullah’a yüklemekte, ancak bu işgal politikalarının tarihi, Hizbullah’ın ortaya çıkışından çok öncesine dayanmaktadır. Netanyahu’nun söylemleri, Lübnan kamuoyunda Hizbullah ve İran karşıtlığını güçlendirmeyi amaçlamaktadır.

Hizbullah’ın onayladığı deniz yetki alanları anlaşmasına rağmen, İsrail’in ileri savunma hattı haritasına Lübnan’ın deniz alanlarını dahil etmesi, işgal politikalarının yalnızca karasal değil deniz alanlarını da kapsadığını göstermektedir. Bu durum, Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti ve bölgesel dinamikler açısından değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak, İran-ABD arasında imzalanan İslamabad Mutabakat Anlaşması, Lübnan cephesinde yeni bir statüko oluşturma çabalarını sürdürmekte, ancak İsrail’in saldırıları devam etmektedir. Netanyahu hükümetinin Hizbullah’ı işgal gerekçesi olarak sunması, bölgedeki hegemonik amaçların bir parçası olarak değerlendirilmektedir.

[Doç. Dr. Mustafa Yetim, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu