Cebeci Asri Mezarlığı’nın Krematoryumu Kemik Deposuna Dönüştü
Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki krematoryum, kullanılmayan yapısı ile kemik deposuna dönüştü. Tarihi ve mimari özellikleri dikkat çekiyor.
Ankara’nın köklü mezarlıklarından biri olan Cebeci Asri Mezarlığı, sadece burada yatan ünlü isimlerle değil, aynı zamanda bünyesindeki ilginç mimari yapılarla da dikkat çekiyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında modern şehircilik anlayışı çerçevesinde inşa edilen bu mezarlıkta, ölü yakma tesisi olarak planlanan krematoryum binası, dini inançlar nedeniyle asla amacına uygun şekilde kullanılmadı.
Günümüzde ise bu yapı, insan kemiklerinin saklandığı özel bir alan olarak işlevini sürdürüyor.
CUMHURİYET DÖNEMİNDE MODERN MEZARLIK ANLAYIŞIYLA İNŞA EDİLDİ
Mezarlık araştırmacısı Zeliha Demirci Aktaş, Cebeci Asri Mezarlığı’nın yalnızca Ankara için değil, Türkiye’nin şehircilik tarihi açısından da büyük bir öneme sahip olduğunu belirtti. Cumhuriyet’in ilanından sonra, Ankara’nın hızla artan nüfusu nedeniyle eski mezarlıkların yetersiz kaldığını ifade eden Aktaş, 1932 yılında hazırlanan Ankara İmar Planı çerçevesinde yeni bir mezarlık alanına ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Bu bağlamda, Cebeci Asri Mezarlığı’nın planlandığını ve hizmete açıldığını aktardı.
AVRUPA’DAKİ UYGULAMALARDAN ESİNLENİLDİ
Aktaş, mezarlığın en dikkat çekici özelliklerinden birinin içinde bir krematoryum binasının bulunması olduğunu vurguladı. O dönemde Orta Avrupa’da cenazelerin yakılarak gömülmesi yaygın bir uygulama olduğundan, bu projeye de bir krematoryum dahil edildi. Ancak İslam dininin cenaze yakımını uygun görmemesi nedeniyle bu yapı hiçbir zaman ölü yakma tesisi olarak kullanılmadı ve zamanla farklı bir işlev kazandı.
KREMATORYUM, OSSUARİUMA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ
Krematoryum binasının kullanılmaması sonucunda, yapının ossuarium yani kemik deposu olarak değerlendirildiğini belirten Aktaş, sahipsiz mezarlardan çıkarılan kemiklerin ve çeşitli nedenlerle taşınan insan kemiklerinin burada muhafaza edildiğini ifade etti. Bugün bu yapı, sahipsiz insan kemiklerinin saygıyla korunduğu özel bir alan olarak kullanılmaya devam ediyor.
TÜRKİYE’DE BENZERİ BULUNMUYOR
Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki yapının Ankara taşı kullanılarak inşa edildiğini aktaran Aktaş, aynı dönemde İstanbul’daki Zincirlikuyu Asri Mezarlığı’na da bir krematoryum yapıldığını, ancak bu yapının daha sonra yıkıldığını belirtti. Ankara’daki yapının ise korunarak kemik deposu olarak kullanılmaya devam ettiğini ve Türkiye’de bu işlevi gören tek örnek olduğunu vurguladı.
MEZARLIĞIN TASARIMIYLA İLGİLİ DİKKAT ÇEKEN RİVAYET
Zeliha Demirci Aktaş, mezarlığın planlamasıyla ilgili ilginç bir rivayete de değindi. Bu rivayete göre, mezarlığın mimarının alanı tepeden bakıldığında fil ayağını andıracak şekilde tasarladığı söyleniyor. Ancak bu konuda tarihi bir belge veya somut bir kanıt bulunmuyor. Rivayete göre, filin ölülerini hatırlayan ve kemiklerini koruyan nadir canlılardan biri olması nedeniyle bu tasarımın tercih edildiği öne sürülüyor. Fakat Aktaş, bunun yalnızca sözlü aktarımlara dayandığını ve tarihsel olarak doğrulanmadığını vurguladı.
GEOMETRİK PLANLAMA MEZAR YÖNLERİNİ ETKİLEDİ
Aktaş, mezarlığın belirli bir geometrik plan doğrultusunda tasarlanması nedeniyle bazı mezarların kıble yönüne tam olarak dönük olmadığını ifade etti. Mezarlık adalarının planlı bir yerleşim düzeni içinde oluşturulduğunu belirten Aktaş, bu nedenle bazı mezarların kıbleye yönelirken bazılarının farklı açılarda konumlandığını, bunun mezarlığın mimari planlamasından kaynaklandığını söyledi. Cebeci Asri Mezarlığı, tarihsel geçmişi, mimari özellikleri ve bünyesinde barındırdığı sıra dışı yapılarla Cumhuriyet döneminin şehircilik anlayışını yansıtan önemli bir kültürel miras alanı olmaya devam ediyor.




