İngiltere Batı Şeria yerleşim ürünlerini yasakladı

İngiltere, Batı Şeria yerleşim ürünleri ve yerleşimlere destek veren şirketlere yaptırım kararı aldı. İsrail karara sert tepki gösterdi.

İngiltere’nin işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimleriyle ticareti hedef alan kararı, İsrail’in sert tepkisiyle karşılandı. Fransa, İspanya ve Kanada’nın da aralarında bulunduğu 12 ülkenin ortak adım atması, kararın siyasi ağırlığını artırdı.

Londra yönetimi, İsrail-Filistin politikasındaki bu kapsamlı değişikliğin tepki çekmesini bekliyordu. Ancak İsrail’in yanıtının hızı ve sertliği dikkat çekti. Doğu Kudüs’te Batı Şeria’ya hizmet veren İngiltere konsolosluğunun kapatılması ve Gazze’de yardım ile istikrar çalışmalarını koordine eden Uluslararası Gazze Destek Merkezi’ndeki İngiliz temsilcilerin görevden uzaklaştırılması, İsrail’in karara duyduğu rahatsızlığın göstergeleri arasında yer aldı.

Yerleşimlerde üretilen mallar İsrail ihracatının büyük bölümünü oluşturmasa da bu ürünlere özel muamele yapılması güçlü bir siyasi mesaj taşıyor. İngiltere ve diğer Batılı hükümetler, işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşimleri uzun süredir uluslararası hukuka aykırı kabul ediyor, ancak bu bölgelerde üretilen mallara doğrudan yasak getirmekten kaçınıyordu.

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ise hükümetin ekonomik ilişkilerinin, Uluslararası Adalet Divanı’nın 2024 yılında işgalin hukuka aykırılığına ilişkin değerlendirmesiyle uyumlu olması gerektiğini belirtti. Karar yalnızca yerleşim ürünlerini değil, bu bölgelere inşaat, altyapı veya finansman sağlayan şirketleri de kapsıyor. İşgale maddi katkı sunduğu değerlendirilen silah satışlarına yönelik kısıtlamalar da paketin içinde bulunuyor.

Miliband’ın açıklamalarında kullandığı dil de karar kadar dikkat çekti. İsrail’e desteğinin sürdüğünü vurgulayan İngiliz bakan, Batı Şeria’da “yerleşimci terörünün” yaygınlaştığını, bazı bölgelerde Filistinlilere yönelik “etnik temizliğin” söz konusu olduğunu ve İsrail hükümetinin buna göz yumduğunu söyledi. Miliband, bu yaklaşımı İngiltere’nin politikasında bir “sıfırlama” olarak tanımladı.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar’ın sert tepkisinde, yaklaşan seçimlerin ülkedeki gergin siyasi atmosferinin de etkili olduğu değerlendiriliyor. İsrail kamuoyunda bazı yerleşimcilerin şiddet yanlısı ve mesihçi tutumu eleştirilse de 1967’de işgal edilen topraklarda kurulan yerleşimlerin hukuka aykırı olduğu görüşü geniş bir mutabakatla paylaşılmıyor.

İsrailliler, Eurovision ve spor organizasyonlarındaki protestolardan üst düzey yetkililer hakkında çıkarılan uluslararası tutuklama kararlarına kadar uzanan baskının arttığını düşünüyor. Batı Şeria yerleşim ürünleri için alınan son karar da bu çevrelerde, İsrail’e yönelik uluslararası tecridin yeni bir aşaması olarak görülüyor.

Filistin yönetimi ise yaptırım kararını memnuniyetle karşıladı. Filistin Dışişleri Bakanlığı, adımı destekleyen ülkelere teşekkür ederken İsrail’in “yasa dışı yerleşim girişimini” durdurmak için daha somut ve acil önlemler alınması çağrısında bulundu. Londra’daki Filistin Büyükelçisi Husam Zomlot, kararı İngiltere-Filistin ilişkilerinde bir dönüm noktası olarak nitelendirdi.

Zomlot, İngiltere’nin adımlarının 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletine giden yolu destekleyebileceğini söyledi. Bununla birlikte, İsrail’in yaklaşık 59 yıllık işgalinin sona ermediği ve sahadaki durumun kayda değer biçimde değişmediği gerçeği de vurgulanıyor.

Yaşanabilir bir Filistin devletinin kurulmasına ilişkin beklentiler hâlâ zayıf. İngiltere ve diğer 11 ülkenin ortak kararının, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerini kısa vadede durduracağına dair güçlü bir işaret bulunmuyor. Bu konuda belirleyici baskıyı oluşturabilecek tek ülke, tercih etmesi hâlinde ABD olarak öne çıkıyor.

ABD, 1991 yılında İsrail’in yerleşim faaliyetlerine ilişkin güvence vermemesi üzerine kredi garantilerini askıya alma tehdidinde bulunmuştu. Ancak Donald Trump yönetimi, Binyamin Netanyahu hükümetinin yerleşim planlarını sınırlaması yönünde şimdiye kadar bir tutum sergilemedi. ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin Batı Şeria’nın Yahudilere vadedildiği yönündeki görüşü paylaşması da Washington’ın mevcut yaklaşımını destekleyen unsurlar arasında görülüyor.

Bu nedenle İngiltere ve ortaklarının kararı, yalnızca İsrail hükümetiyle değil, İsrail’in Washington’daki en güçlü destekçisiyle de karşı karşıya gelmeleri anlamına geliyor. Batı Şeria yerleşim ürünleri konusunda atılan adım, Londra’nın İsrail-Filistin politikasında uzun süredir görülmeyen ölçekte bir değişime işaret ediyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu