AB, Afganistan ile Sığınmacı Diyaloğunu Sürdürüyor
AB, Afgan sığınmacılar için Kabil yönetimiyle diyaloğa geçiyor. Geri gönderme süreçleri ve insan hakları tartışmaları sürüyor.
Avrupa Birliği (AB) yetkilileri, düzensiz göçle mücadele ve sığınma talepleri reddedilen Afgan vatandaşlarının ülkelerine geri gönderilmesi süreçlerini yönetmek amacıyla, Kabil’deki mevcut yönetimle doğrudan bir iletişim kurma kararı aldı. AB, bu yönetimi resmen tanımıyor olsa da, göç akışını düzenlemek için Brüksel’de kapsamlı görüşmeler gerçekleştirmeyi planlıyor.
AB Göç İşleri Komiseri Magnus Brunner, Afgan yetkililerle gerçekleştirilecek bu diyaloğun, göç konusundaki mekanizmaların iyileştirilmesine yönelik olduğunu ifade etti. Brunner, birçok üye devletin bu girişimi desteklediğini ve sürecin hem Avrupa ülkelerinin güvenliği hem de sığınmacıların durumu açısından mantıklı bir çözüm sunduğunu belirtti.
Mevcut durumda, 20 AB üyesi ülke, aralarında suç işlemiş kişilerin de bulunduğu Afgan göçmenlerin geri gönderilmesi için yeni mekanizmalar geliştirmeye çalışıyor. Avrupa ülkeleri, iç siyasette artan aşırı sağ baskılar ve göçmen karşıtı söylemlerin etkisiyle, sığınma politikalarını daha da sertleştirme eğiliminde. 2013-2024 yılları arasında AB ülkelerine yaklaşık bir milyon Afgan sığınma başvurusunda bulunuldu ve geçen yıl Afganlar, Avrupa’daki en büyük sığınmacı grubunu oluşturdu.
Birleşmiş Milletler ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, Afganistan’daki derin ekonomik kriz ve insani durumu gerekçe göstererek geri gönderme işlemlerine sert eleştirilerde bulunuyor. BM raporları, ülkede milyonlarca insanın açlık ve temel yaşam zorluklarıyla mücadele ettiğini ve zorla geri gönderimlerin büyük riskler taşıdığına dair uyarılar yapıyor.
2021 yılından bu yana Kabil’deki büyükelçiliklerini kapatan Avrupa ülkeleri, kız çocuklarının eğitimi ve temel insan hakları gibi konularda Taliban yönetimine yönelik eleştirilerini sürdürmüştü. Ancak günümüzde, daha önce “izolasyon” politikası izleyen Avrupa başkentlerinin, pratik çözümler bulmak adına daha esnek bir diplomasi izlemeye yöneldiği gözlemleniyor.




