Mucizelere Rağmen Firavun’a Boyun Eğmeyiz
Sihirbazlar, mucizelere karşı Firavun’un otoritesini reddederek, yalnızca Allah’a bağlılıklarını vurguladılar.
Sihirbazlar, Firavun’a karşı durarak, “Elbette seni, bize gelen açık mucizelere ve bizi yaratan Rabbimize tercih edemeyiz. İstediğini yap,” dediler. Bu sözleriyle, Allah’ın kendilerine sunduğu mucizelerin, Firavun’un sunduğu geçici otoriteden çok daha üstün olduğunu ifade ettiler.
Onlar, “Biz Allah’ın bu açık delillerini bırakıp seni dinleyecek miyiz? Senin gibi aciz birini, bizi yaratan Rabbimizden üstün mü tutacağız?” diyerek, Firavun’un ilahlık iddiasını reddettiler. Mucizelerin kendilerine ulaştığı andan itibaren, Firavun’un otoritesinin geçici olduğunu ve bu dünyada hüküm sürebileceğini vurguladılar.
Bu cesur çıkış, onların kalplerinde iman rüzgarının estiğini gösteriyor. Daha önce Firavun’un önünde eğilen ve onunla yarışan bu kişiler, bir anda onun karşısında durarak, onun lüksünü ve otoritesini hiçe saydılar. Onlar, “Senin hükmün yalnızca dünya hayatında geçerlidir,” diyerek, Firavun’un gücünün sınırlı olduğunu belirttiler.
Firavun’un verebileceği işkence ve ceza, yüce Allah ile ilişki kurmuş ve ebedi hayata umut bağlamış bir kalbi korkutamayacak kadar basit kalır. Bu durum, sihirbazların gerçek imanın bir insanı ölüm korkusundan nasıl azade kıldığını ve dünyevi otoriteyi nasıl hiçe saydırdığını gösteriyor.
Zemahşerî’nin bu ayet üzerindeki tefsirinde, sihirbazların tercihleri ve iman kararlılıkları üzerinde duruluyor. Onlar, Hz. Musa’nın gösterdiği mucizelerin ilahi bir kudret olduğuna kesin olarak inanmışlardır. Bu bağlamda, “Ne hüküm vereceksen ver” ifadesi, Firavun’a karşı bir meydan okuma niteliğindedir. Sihirbazlar, onun vereceği hükmün kendileri için bir anlam taşımadığını ifade etmişlerdir.
Sonuç olarak, bu olay, Firavun’un uluhiyet davasının ne kadar dar bir alana sıkıştığını ve ahiret karşısında ne kadar aciz kaldığını ortaya koymaktadır. Bu durum, gerçek imanla dolu bir kalbin, geçici olan dünya azabını nasıl hiçe saydığını gösteren önemli bir örnektir.




