Adnan Öksüz: Şehid Sedat Yenigün Dosyası Yeniden Açılacak mı?
Adnan Öksüz, şehid Sedat Yenigün dosyasının yeniden açılıp açılmayacağını sorguladı. 46. yıl dönümünde hatırlanan olayın detayları.
Adnan Öksüz, Milli Gazete’deki yazısında, şehid Sedat Yenigün’ün şehadetinin 46. yıl dönümünde bu önemli dosyayı gündeme taşıdı.
Tarih 5 Temmuz 1980, bir cumartesi günü saat 18.00. İslami Hareket Gazetesi’nin bürosunda yoğun bir çalışma sürüyor; gazetenin 28. sayısı üzerinde hazırlıklar yapılıyor. Sedat Yenigün, birkaç gündür biriken gazeteleri arşivlemekle meşguldü ve bir yandan da arkadaşlarıyla sohbet ediyordu. “Gazeteleri ne zaman cilt yaptıracağız?” diye sordu. Arkadaşları, bunun Kasım ayında olacağını yanıtladı. Yenigün, o dönemde çıkaracakları sayıya bir yazı yazmayı planladığını, üç yılın değerlendirmesini yapacağını ifade etti.
Gazete bürosuna gelen gidenlerle sohbetler devam ederken, Sedat Yenigün, İslami Hareket’in daha güçlü olabilmesi için elinden geleni yapıyordu. “İslami Hareket’i daha da güçlü bir gazete yapacağız. Kardeşim, ben herkese açığım, ama başkaları bana karşı kapalı!” diyerek düşüncelerini paylaştı. Gazeteye gelmeden önce başka yerlerde de temaslarda bulunmuştu ve bu durumdan rahatsızlık duyuyordu. “Yazılar hazır mı?” diye sordu. Arkadaşları, yazılarının tamamlanmadığını belirtti. Yenigün, “Yarın yazacağım. Pazartesi akşamı da bir araya gelip son kontrolü yaparız, inşallah!” dedi.
Bu, Sedat Yenigün’ün son konuşması oldu. “Allahaısmarladık” diyerek gazeteden ayrıldı. Saat 20.10 civarıydı. Gazeteden çıktıktan sonra Emir Buhari Camii’ne uğradı ve ardından her zaman gittiği berbere gitti. O sırada takip edildiğinden habersizdi. Berber koltuğunda otururken, birden silah sesleri yükselmeye başladı. Kurşunlar, birer birer üzerine yağmaya başladı ve Sedat Yenigün, berber koltuğuna yığıldı.
Akşam haber bültenleri henüz başlamıştı. Feryatlar ve bağrışmaların ardından, Sedat Yenigün yaralı olarak Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastane kapısında, sedyede şehit oldu. Gözleri açık, yüzünde bir gülümseme ile hayata veda etti.
7 Temmuz 1980’de, Topkapı Ahmet Gazi Paşa Camii’nde kılınan cenaze namazı ile dualar ve gözyaşları eşliğinde uğurlandı. Cenaze namazını merhum Mahmut Efendi Hazretleri kıldırdı. O dönemde Süleymaniye Camii imam hatibi olan Ali Rıza Demircan, şehitlik ve şehadet üzerine bir konuşma yaptı.
BİR KUTLU GİDİŞE
Erzincan İmam Hatip Lisesi’nde edebiyat öğretmenim merhum Rıfkı Kaymaz, özel sohbetlerinde şehit Sedat Yenigün ile ilgili anılarına sıkça yer verirdi. Kaymaz, “5 Temmuz 1980 günü İslam düşmanlarınca şehit edilen Sedat Yenigün kardeşime” diyerek ithaf ettiği “Bir Kutlu Gidişe” adlı şiirini de ona adamıştı. Şiirinde, şehadet ve onun getirdiği güzellikleri dile getirdi.
“BEN ONA ŞEHİT OLDUKTAN SONRA TABUTUNDA GÖRDÜĞÜMDE ÂŞIK OLDUM!”
Merhum Sedat Yenigün, görev yaptığı lisede, ülkücü kesim olmasına rağmen büyük bir etki yaratmıştı. Fikirleriyle belli bir parti veya grubu hedef almasa da, bazı çevreler onun varlığından rahatsızdı. Son dönemlerinde, solcu kesimin iyi bir tebliğ ile yola gelebileceğine inanıyordu. Sedat Yenigün, yazar, öğretmen ve gençlere örnek olan bir figürdü. Eşi Ayşe Hanım, yıllar sonra “Ben ona, şehit olduktan sonra tabutunda gördüğümde âşık oldum” diyecekti.
5 Temmuz 1980’de şehit edilen Sedat Yenigün’ün katilleri hala bulunamadı ve cinayet, faili meçhul olarak tarihe geçti. Yaklaşık iki ay sonra, Türkiye’de asker yönetimi ele alacak ve ülke farklı bir döneme girecekti. Adalet Bakanlığı, faili meçhullerle ilgili bir çalışma başlattı. Şehid Sedat Yenigün dosyasının da yeniden açılıp açılmayacağı merak ediliyor. Rabbim, şehid Sedat Yenigün’e rahmet eylesin. Mekânı cennet, makamı âli olsun. Amin.




