M. Emin Köktaş: Zihniyetin Yeniden İnşası ve Medeniyet Dönüşümü

M. Emin Köktaş, Müslüman toplumların geri kalışını zihniyet dönüşümü üzerinden ele alıyor.

Doç. Dr. Mehmet Rakipoğlu, Mardin Artuklu Üniversitesi öğretim üyesi, Müslümanların modern dönemdeki geri kalışını ele alırken, bu durumu yalnızca cehalet, istibdat ve eğitim yetersizliği gibi dışsal faktörlerle açıklamanın yetersiz olduğunu vurguluyor. M. Emin Köktaş, bu konuyu özgün bir zihniyet yaklaşımıyla ele alıyor. Köktaş, “Müslüman Zihin Dünyasının Yeniden İnşası Sorunu” adlı eserinde, modern dönemde yaşanan dönüşüm krizini zihniyetin tarihsel ve toplumsal işlevleri üzerinden analiz ediyor.

Köktaş, zihniyetin toplumsal yapıyı şekillendiren ve dönüştüren temel unsur olduğunu savunuyor. Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişin, bu dönüşümün tarihsel zeminini oluşturduğunu belirtiyor. Eserinde, Batıcı ve İslamcı birçok düşünürü tarihsel veriler ve teorik referanslar ışığında eleştiriyor. M. Akif Ersoy, F. Rahman, E. Güngör, N. Berkes gibi isimler bu eleştirilerin muhatapları arasında yer alıyor.

Köktaş’ın yaklaşımı, Müslüman toplumların geri kalışını zihniyet problemi ekseninde açıklama çabası üzerine kuruludur. Modern dönemde yaşanan dönüşüm krizini, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişle birlikte ortaya çıkan zihniyet dönüşümünü kavrayamama problemiyle ilişkilendiriyor. Bu noktada, Köktaş’ın özgünlüğü, Batı modernleşmesini zihniyet perspektifinden incelemesinde yatıyor. Müslümanların modern dünyayla karşılaşma tecrübesini yeniden yorumlayarak, zihinsel kalıpları sorguluyor.

Köktaş, eserinde W. Sombart, Max Weber, F. Braudel gibi sosyal bilimcilerin geliştirdiği zihniyet kuramlarından yararlandığını ifade ediyor. Çalışmasının amacı, yeni bir zihniyet kuramı geliştirmekten ziyade, mevcut kuramsal yaklaşımları kullanarak Müslüman toplumları analiz etmek ve zihniyet meselesinin bu toplumların tarihsel tecrübesini anlamadaki önemini ortaya koymak. Köktaş, zihniyet kuramının kendisinde değil, bu kuramı Müslüman toplumların modernleşme sorununa uygulayarak yeni bir yorum çerçevesi geliştirmesinde özgünlük iddiasını buluyor.

Köktaş’a göre, modern dönemde yaşanan zihniyet krizi, ilk İslam toplumunu ileriye taşıyan zihniyetin zamanla kaybolmasıyla ilişkilidir. Müslümanların yaşadığı tecrübe, Hristiyanlığın sanayi toplumuna geçiş sürecindeki zihniyet krizine benzemektedir. Hristiyanlık, tarım toplumunun değerleri üzerine inşa edildiği için sanayi toplumunun getirdiği yeni toplumsal yapıyı kavrayamamış ve bunun sonucunda Kilise otoritesini kaybetmiştir. Müslüman toplumların geri kalışı da benzer şekilde, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişin doğurduğu zihniyet dönüşümünü kavrayamamalarıyla ilgilidir. Köktaş, Osmanlı modernleşmesinin temel eksikliğinin Batı’daki yapısal dönüşümün uzun süre fark edilmemesi olduğunu vurguluyor.

Batı’nın modernleşme tecrübesi, zihniyet dönüşümünün önemini göstermektedir. Orta Çağ düzeninin sanayi toplumuna geçişte yaşadığı çatışmalar, Batı’nın özgün bir zihniyet inşa etmesine zemin hazırlamıştır. Köktaş’a göre, Batı modernleşmesi sadece bilimsel veya teknolojik bir ilerleme değil, aynı zamanda köklü bir zihniyet devrimidir. Bu nedenle Batı tecrübesi, Müslüman toplumlar açısından taklit edilecek bir model değil, zihniyet dönüşümünün din, toplum ve medeniyet üzerindeki etkilerini gösteren öğretici bir örnek olarak değerlendirilmelidir.

Köktaş, Müslüman toplumların zihniyet açısından tecrübelerini iki dönemde ele alıyor: özgün zihniyet dönemi ve taklitçi zihniyet dönemi. İslam’ın ilk dönemlerinde özgüvene dayalı özgün bir zihniyetin özellikleri, bilim, kültür, sanat ve felsefe alanlarında ortaya konan düşünsel ve kurumsal ürünlerle kendini göstermektedir. Ancak 17. yüzyıldan itibaren Müslüman toplumlar, özgün zihniyetlerini kaybederek taklitçi bir zihniyet yapısına bürünmüşlerdir.

Köktaş’a göre, Müslüman toplumlar, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişin anlamını ve gerekliliklerini kavrayamadıkları için taklitçi bir zihniyet geliştirmişlerdir. Bu durum, Müslümanların Batı ile olan ilişkilerini yüzeysel bir taklitçilik üzerinden sürdürmelerine yol açmıştır. Köktaş, Müslüman toplumların sorunlarını genellikle teknik ve yüzeysel reformlarla çözmeye çalıştığını ifade ediyor. Batı ile ilgili yazılan metinlerde, oradaki siyasal, ekonomik ve bilimsel gelişmelerin analizine pek rastlanmamaktadır.

Köktaş, insanlık tarihindeki en büyük kırılmalardan birinin tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş olduğunu belirtiyor. Bu dönüşüm, yalnızca üretim biçimlerini değil, bilgi, otorite ve toplum anlayışını da köklü biçimde değiştirmiştir. Müslüman toplumların geri kalışının temel nedeni, zihniyet dönüşümünü kavrayamamalarıdır. Batı’nın başarısı ise, tarihsel şartlar içinde yeni ve özgün bir zihniyet inşa edebilmesidir. Köktaş, Batıcı ve gelenekçi yaklaşımların aynı zihniyet probleminin iki görünümü olduğunu savunuyor. Müslüman toplumların yeniden yükselişi, çağın toplumsal gerçekliğini kavrayarak özgün bir zihniyet geliştirmeleriyle mümkün olacaktır.

Köktaş’ın yaklaşımı, bazı yönleriyle tartışmaya açıktır. Özellikle Batı’daki zihniyet dönüşümünü açıklarken, Rönesans, Reform ve Aydınlanma gibi süreçlerin rolü yeterince açıklığa kavuşturulmamıştır. Ancak, bu çalışma Müslüman toplumların modernleşme sorununu zihniyet kavramı ekseninde yeniden tartışmaya açması bakımından önemli bir katkı sunmaktadır. Sonuç olarak, Köktaş, Müslüman toplumların geri kalışını yalnızca dışsal faktörlerle değil, zihniyet dönüşümünü kavrayamamalarıyla açıklamaktadır. Bu nedenle, Köktaş’ın yaklaşımı, Müslüman toplumların modernleşme sorununa özgün ve açıklayıcı bir kuramsal çerçeve sunmaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu