Hakan Fidan: Terörsüz Türkiye süreci bölgesel destek buluyor
Hakan Fidan, Suriye ve Irak’taki gelişmelerin Terörsüz Türkiye sürecini desteklediğini belirterek silah bırakma adımlarının hızlanması gerektiğini söyledi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NTV canlı yayınında dış politika gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Fidan, Suriye ve Irak’ta ortaya çıkan yeni şartların Terörsüz Türkiye sürecini karşılıklı olarak desteklediğini belirterek, her iki ülkede de devletin silahlı unsurları dışında örgüt ve grupların varlığına yönelik siyasi zeminin ortadan kalktığını söyledi.
Bağdat ve Şam yönetimlerinin kendi topraklarında yalnızca devletin silahlı kuvvetlerinin bulunması konusunda kararlı olduğunu ifade eden Fidan, bu durumun Türkiye’nin terörle mücadele ve bölgesel istikrar politikası açısından tamamlayıcı bir unsur oluşturduğunu kaydetti.
Erdoğan’ın BM mesajı ve Trump görüşmesi
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun gelecek hafta New York’ta toplanacağını hatırlatan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her yıl yaptığı konuşmaların yakından izlendiğini ve Erdoğan’ın hitap sıralamasında ilk konuşmacılar arasında yer aldığını aktardı. Erdoğan’ın dünya sorunlarına yönelik kapsamlı çözüm önerileri sunacağını belirten Fidan, yapay zekânın gelecekte doğurabileceği risklere karşı uluslararası iş birliği çağrısı yapılacağını söyledi.
Fidan, Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleştirilmesi beklenen görüşmede ikili ilişkilerin yanı sıra yaptırımlar ve savunma sanayisi konularının da ele alınacağını ifade etti. Savunma Sanayii Başkanlığına yönelik CAATSA yaptırımlarının Türkiye açısından önemli bir engel olduğunu belirten Fidan, S-400 meselesinin çözümü için karşılıklı iyi niyet temelinde yaratıcı seçenekler üzerinde çalışıldığını dile getirdi.
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirme
Diyarbakır ziyaretinde farklı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle görüştüğünü anlatan Fidan, Terörsüz Türkiye hedefinin bölgede olumlu karşılık bulduğunu söyledi. Toplumun sürece hazır olduğunu belirten Fidan, siyasi, ticari, inançsal ve kültürel farklılıkları bulunan kesimlerin, Kürt kimliğinin önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik adımlardan memnuniyet duyduğunu aktardı.
AK Parti hükümetleri döneminde önemli siyasi reformlar yapıldığını savunan Fidan, en büyük değişimin kimlik inkârının sona erdirilmesi olduğunu ifade etti. Kürt, Alevi, Sünni ya da Arap kimliği nedeniyle değil, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu için herkesin anayasal güvence altında bulunduğunu söyleyen Fidan, ilerleme sağlanabilecek alanların bulunduğunu ancak çözüm yolunun şiddet değil siyaset olduğunu vurguladı.
Fidan, terör sorununun siyasi gerekçelerinin büyük ölçüde ortadan kalktığını, bundan sonraki aşamanın çatışmayı sona erdirecek pratik adımların atılması olduğunu belirtti. Diyarbakır’da artık sanayileşme, ulaşım bağlantıları ve ürünlerin pazarlara taşınması gibi konuların gündeme gelmesinin önemli olduğunu ifade eden Fidan, bölgedeki baraj ve sulama projeleri tamamlandığında yaklaşık 4 milyon dönümlük alanın daha sulanabilir hale geleceğini ve tarımsal üretimin artacağını söyledi.
Türkiye’de sağlanan istikrarın yalnızca ülke sınırları içinde kalmadığını belirten Fidan, bunun bölge ülkelerine ve sınır ötesinde yaşayan Kürtlere de refah ve huzur bakımından katkı sağlayacağını dile getirdi. Sorunların silahla değil, diyalog ve siyaset yoluyla çözülmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, Terörsüz Türkiye sürecine yönelik siyasi iradenin önemli olduğunu kaydetti.
Örgütün silah bırakma sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, fesih ve silahlı mücadeleyi sona erdirme yönündeki açıklamalara rağmen sahada henüz somut adımların tamamlanmadığını söyledi. Sürecin hızlanmasını istediklerini ancak güvenlik bakımından dikkatli hareket edilmesi gerektiğini belirten Fidan, silahlı tehdidin fiilen ortadan kalkmasının yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
Suriye ve Irak’taki gelişmeler
Suriye ve Irak’ta artık silahlı grupların barınmasına ve bu ülkelerin topraklarını başka örgütlerin kontrol etmesine izin verecek bir ortam bulunmadığını söyleyen Fidan, Türkiye’ye yönelik saldırıların sürdürülebileceği alanların da daraldığını belirtti. Fidan, siyasi taleplerin demokratik yollarla dile getirilmesi gerektiğini, silaha başvurulması halinde devletin karşı karşıya kalınacak muhatap olacağını ifade etti.
Bu şartların Terörsüz Türkiye için önemli bir fırsat oluşturduğunu belirten Fidan, örgütün ortaya çıkan imkânı doğru değerlendirmesini ve karşılıklı adımlarla sorunun kalıcı biçimde gündemden çıkarılmasını umduğunu söyledi.
Yapay zekâ ve ulusal güvenlik
Yürüyüş sırasında görüntülenmesi ve bu görüntülerin sosyal medyada paylaşılması hakkında da konuşan Fidan, toplumun giderek kendi kendini gözetlediğini belirtti. Vatandaşların birbirleri hakkında daha fazla görüntü ve veri ürettiğine dikkat çeken Fidan, bu durumun gözetleme toplumuna ilişkin tartışmaları farklı bir boyuta taşıdığını söyledi.
Yapay zekânın gelecekte ülkelerin ekonomik ve siyasi gücünü belirleyecek temel alanlardan biri haline geleceğini ifade eden Fidan, Türkiye’nin bu teknolojiye sahip olması için seferberlik anlayışıyla hareket etmesi gerektiğini vurguladı. ABD ve Çin’in yapay zekâ yatırımları ile veri merkezleri üzerinden yeni döneme hazırlandığını belirten Fidan, teknolojinin gelecekte nükleer kapasiteye benzer biçimde ülkeler açısından stratejik bir ayrım oluşturabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin büyük veri merkezleri kurması, yüksek miktarda veri üretmesi ve bölge ülkeleriyle ortak projeler geliştirmesi gerektiğini kaydeden Fidan, Avrupa Birliği ile de bu alanda görüşmeler yürütüldüğünü söyledi. Yapay zekânın artık yalnızca teknolojik rekabet konusu olmadığını belirten Fidan, bu alanın ulusal güvenlik ve ülkenin geleceğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Suriye’ye dönüş mesajı
Son Suriye ziyaretine de değinen Fidan, ülkede normalleşmenin teşvik edilmesi gerektiğini belirterek Türkiye’nin Suriye ile bağlarını güçlendirmesi gerektiğini söyledi. Ziyaret ettiği kentlerin Anadolu’nun kültür, inanç ve siyaset tarihi açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Fidan, ortak tarihî mirasa sahip çıkılmasının önemini vurguladı.
Şam, Bağdat, Balkanlar ve Orta Asya’daki şehirlerin tarihî birikiminin daha sağlıklı okunması gerektiğini belirten Fidan, geçmişin doğru anlaşılmasının kimlik ve anlam arayışını zenginleştireceğini, bunun da daha güçlü bir gelecek kurulmasına katkı sağlayacağını dile getirdi.




