Hasan Nasrallah kimdir? Direniş liderinin hayatı

Hasan Nasrallah’ın hayatı, Hizbullah’taki liderliği, İsrail’e karşı mücadelesi, siyasi çizgisi ve 27 Eylül 2024’teki şehadeti.

Lübnan İslami Direniş Hareketi Hizbullah’ın şehit lideri Hasan Nasrallah, şehadetinin ikinci yıl dönümünde anılıyor. İzzettin el-Kassam Tugayları başta olmak üzere farklı direniş grupları, Nasrallah’ın hatırasını yayımladıkları mesajlarla yaşatıyor.

Hasan Nasrallah’ın hayatı ve Hizbullah’taki yükselişi

Hasan Abdülkerim Nasrallah, 31 Ağustos 1960’ta Lübnan’ın güneyindeki Sur kentine bağlı el-Bazuriyye köyünde doğdu. Lübnan’ın siyasi çalkantılar ve ekonomik zorluklarla karşı karşıya olduğu yıllarda büyüyen Nasrallah, küçük yaşlardan itibaren dini eğitimle ilgilendi ve çevre mahallelerdeki camilere devam etti.

Henüz 15 yaşındayken, babasının dükkânında fotoğrafını gördüğü İmam Musa Sadr’dan etkilenerek Emel Hareketi’ne katıldı. Kısa süre içinde köydeki hareket temsilciliğini üstlenen Nasrallah, İslami ilimlere duyduğu ilgi nedeniyle 1976’da Irak’ın Necef kentine gitti. Burada Şehid Muhammed Bakır Sadr ve Şehid Abbas Musavi ile tanıştı. Musavi’nin öğrencisi olan Nasrallah, yoğun ve disiplinli eğitim sayesinde normalde beş yıl süren öğrenim dönemini yaklaşık iki yılda tamamladı.

Irak’taki siyasi baskılar ve sınır dışı uygulamaları nedeniyle 1978’de Lübnan’a dönmek zorunda kalan Nasrallah, eğitimini Baalbek’te Abbas Musavi tarafından kurulan İmam Muntezir Medresesi’nde sürdürdü. Aynı dönemde Emel Hareketi’nin Bekaa bölgesindeki siyasi sorumluluğunu yürüttü. 1981’de İmam Humeyni’den şer’i meselelerde yetki kullanabilmek için icazet aldı ve bu icazeti alan ilk Lübnanlı âlim olarak öne çıktı.

İsrail’in 1982’de Güney Lübnan’ı işgal etmesinin ardından Emel Hareketi’nden ayrılan İslamcı kanatla birlikte Hizbullah’ın kuruluş sürecinde yer aldı. Henüz 22 yaşındayken Baalbek ve Bekaa bölgesi sorumluluğu, Beyrut sorumluluğu ve Danışma Şurası genel müdürlüğü gibi görevler üstlendi. Eğitimini sürdürmek amacıyla 1989’da İran’ın Kum kentine gitse de Hizbullah’ın kendisine duyduğu ihtiyaç nedeniyle 1990’da Lübnan’a dönerek çalışmalarına devam etti.

Hizbullah Genel Sekreteri Abbas Musavi’nin 12 Şubat 1992’de İsrail tarafından öldürülmesinin ardından Nasrallah, hareketin Danışma Şurası tarafından genel sekreterliğe seçildi. 32 yaşında üstlendiği bu görev, onu bölgesel siyasetin en dikkat çekici aktörlerinden biri haline getirdi.

İsrail’e karşı mücadele ve bölgesel etkisi

Nasrallah’ın liderliği döneminde Hizbullah, 1993 ve 1996 yıllarındaki İsrail saldırılarına karşı mücadele etti. 12 Eylül 1997’de 18 yaşındaki oğlu Muhammed Hadi’nin İsrail pususunda hayatını kaybetmesi, Nasrallah’ın kişisel yaşamındaki en ağır kayıplardan biri oldu. Oğlunun ölümünün ardından sergilediği metanetli tutum, destekçileri nezdindeki konumunu daha da güçlendirdi.

Hizbullah, Nasrallah’ın komutasında 2000 yılında İsrail ordusunun Güney Lübnan’dan çekilmesiyle sonuçlanan sürecin baş aktörlerinden biri oldu. Böylece bölgede 22 yıl süren işgal sona erdi. 2004’teki esir ve cenaze takası anlaşmasıyla da çok sayıda Filistinli ve Lübnanlı mahkûmun serbest bırakılması sağlandı.

2006 Lübnan Savaşı sırasında İsrail’in yoğun bombardımanına rağmen Hizbullah’ın direnişini sürdürmesi, Nasrallah’ın İslam dünyasındaki etkisini artırdı. Bu dönemde kendisine yönelik farklı suikast girişimlerinden kurtulduğu aktarıldı. Nasrallah, İsrail’e karşı direnişten vazgeçmesi karşılığında güvenlik ve siyasi imkânlar sunulduğunu belirterek bu teklifleri reddettiğini birçok konuşmasında dile getirdi.

7 Ekim 2023’te başlayan Aksa Tufanı’nın ardından Hizbullah, Gazze’deki Filistin direnişine destek amacıyla Lübnan’ın güneyinden İsrail’e karşı saldırılar düzenlemeye başladı. Nasrallah, yakın çalışma arkadaşları Fuad Şükr ve İbrahim Akil’in öldürülmesi ile çağrı cihazlarının patlatıldığı saldırılar sonrasında da bu çizgiyi sürdürdü.

İsrail ordusu 27 Eylül 2024’te Beyrut’un Dahiye bölgesindeki Hizbullah komuta merkezine hava saldırısı düzenledi. Saldırıda Hasan Nasrallah ve beraberindeki kişiler hayatını kaybetti. Hizbullah, Nasrallah’ın ölümünü 28 Eylül 2024’te resmen açıkladı.

Hasan Nasrallah’ın kişiliği ve siyasi yaklaşımı

Hasan Nasrallah’ın otuz yılı aşan liderliği, askeri ve siyasi kararlarının yanı sıra dini referansları güçlü söylemiyle de şekillendi. Makam ve maddi imkânlardan uzak durmayı savunan Nasrallah, mücadelesini dini bir sorumluluk olarak gördüğünü vurguladı. Sade yaşam tarzını koruması ve halktan kopmaması, destekçileri tarafından öne çıkarılan özellikleri arasında yer aldı.

Aile hayatında da mütevazı bir çizgi benimsediği aktarılan Nasrallah, 1978’de Fatıma Yasin ile evlendi. Oğlu Muhammed Hadi’nin 1997’de öldürülmesinin ardından ortaya koyduğu tutum, kişisel acısını davasının önüne koymadığını gösteren bir örnek olarak değerlendirildi. Kızı Zeynep ve diğer çocuklarıyla ilişkilerinde eğitim, istişare ve insani değerlere önem verdiği ifade edildi.

Yakın çevresi, onun ibadetlerine bağlılığını ve kriz dönemlerinde dahi manevi disiplinini koruduğunu belirtti. Sert siyasi ve askeri söyleminin arkasında merhametli ve duygusal bir kişilik bulunduğu yönündeki anlatımlar da Nasrallah’ın kamuoyundaki imajının önemli bir parçası oldu. Kendisine gönderilen kişisel hediyeleri yoksul ailelere, cami çalışmalarına ve tedavi masraflarına yönlendirdiği aktarıldı.

Nasrallah, mezhepçi çatışma anlayışını reddederek mücadelenin Sünni-Şii ayrışması üzerinden değil, Amerikan hegemonyası ve İsrail işgaline karşı yürütüldüğünü savundu. Filistin davasını direniş anlayışının merkezine yerleştirdi; Gazze, Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı kendi siyasi ve dini söyleminin temel unsurları arasında tuttu.

Hayatı boyunca şehitlik ve fedakârlık kavramlarını öne çıkaran Hasan Nasrallah, direnişin tek bir lidere bağlı olmadığını, inanç ve halkın iradesiyle sürdüğünü savundu. 27 Eylül 2024’teki saldırının ardından hayatını kaybeden Nasrallah, Hizbullah’ın kurucu ve yönlendirici kadrosundan sonraki dönemin en etkili liderlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu