Keşmir’deki Krizin Ardındaki Nedenler ve Halk Hareketleri
Keşmir’deki halk hareketleri, Pakistan yönetimindeki kimlik koruma tartışmalarını alevlendiriyor.
Keşmir bölgesindeki halk hareketleri, Pakistan’ın bu topraklardaki kimlik koruma kararlılığını sorgulayan bir ortam yaratmış durumda. Uzun yıllardır tartışmalı olan Himalaya bölgesi, Hindistan ve Pakistan arasında bölünmüş durumda ve bu bölgedeki gerilimler, dünya genelinde dikkat çekiyor.
Hindistan yönetimindeki tarafın yoğun askeri varlığı ve baskıcı politikaları, uluslararası haberlerin odak noktası olurken, Pakistan yönetimindeki Azad Cammu ve Keşmir tarafındaki siyasi gelişmeler ise daha az ilgi görüyor. Ancak, bu bölgede son yıllarda önemli halk hareketleri meydana gelmekte.
Artan elektrik faturaları ve un fiyatları gibi ekonomik sorunlarla başlayan protestolar, kısa sürede İslamabad yönetimine karşı sistematik bir itiraza dönüşmüş durumda. Bu durum, Hindistan ile olan jeopolitik çekişmelerden ziyade, yerel yönetimle ilgili derin bir hoşnutsuzluğu yansıtıyor. Göstericiler, Keşmir’in uluslararası geleceği belirsizken, temel siyasi ve ekonomik haklarının ihlal edilemeyeceğini savunarak gerçek siyasi katılım talep ediyorlar.
2023 yılı itibarıyla, geleneksel siyasi partilerin dışında, tüccarlar, avukatlar, öğrenciler ve sivil toplum aktivistlerinden oluşan bir koalisyon olan Ortak Halk Eylem Komitesi (JAAC) öne çıkıyor. Bu grup, mevcut siyasi partileri etkisiz bulmakta ve doğrudan ekonomik sorunlara odaklanmaktadır. Bölgedeki genç işsizlik oranı yüzde 27 seviyelerine ulaşmışken, kadınların iş gücüne katılım oranı ise sadece yüzde 8’in altında kalıyor. Bu durum, bölgedeki genç nüfusun giderek artan bir işsizlik sorunu ile karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Hükümet, protestoların artması üzerine bazı ekonomik tedbirler alarak elektrik tarifelerini düşürmüş ve buğday sübvansiyonu sağlamıştır. Ancak birçok aktivist bu önlemleri geçici çözümler olarak değerlendirmekte ve derin ekonomik sorunların çözülmediğini vurgulamaktadır.
Azad Keşmir’deki anayasal yapı, bölge dışında yaşayan Keşmirli mültecilere ayrılmış yasama meclisi sandalyeleri ile tartışmalı bir durumdadır. Yaklaşık 5 milyon nüfusa sahip olan bu yarı özerk bölge, kendi başkanını, başbakanını ve parlamentosunu bulundurmasına rağmen, seçimlere katılacak adayların Pakistan’a bağlılık yemini etmesi gerekmektedir. Bu durum, bölgedeki siyasi temsilin adil olmadığı yönündeki eleştirileri artırmaktadır.
Meclisteki 53 sandalyeden 33’ü yerel halk tarafından seçilirken, 12 sandalye mültecilere ayrılmıştır. Bu durum, bölgedeki siyasi istikrarsızlığa yol açmakta ve yerel halkın siyasi temsilinin sorgulanmasına neden olmaktadır. JAAC, bu sandalyelerin kaldırılmasını talep ederek, hükümetin bölgedeki yönetimini sorgulamaktadır.
Azad Keşmir’deki ana akım siyasi partilerin büyük ölçüde İslamabad’ın uzantıları olarak hareket etmesi, mevcut siyasi düzenin çökmesine neden olmuştur. 27 Temmuz ile 10 Ağustos arasında yapılan bölgesel seçimlerde katılım oranı düşmüş ve bu durum, yeni meclisin güvenilirliğini sorgulatmıştır. Ayrıca, ‘Kashmir Banega Khudmukhtar’ (Keşmir egemen olacak) sloganı, protestolar sırasında geniş bir halk desteği kazanmıştır.
Protestoların başlamasından bu yana, İslamabad ve Muzafferabad yönetimleri, protestoları bastırmak için değişken bir yaklaşım benimsemişlerdir. Ancak, bu süreçte birçok insan hayatını kaybetmiş ve bölgedeki internet kesintileri, iletişimi zorlaştırmıştır. Hükümet yetkilileri, anayasal sorunların hukuki yollarla çözülmesi gerektiğini savunurken, JAAC, kampanyalarının barışçıl olduğunu vurgulamaktadır.
Sonuç olarak, Keşmir’deki durum, hem Pakistan hem de Hindistan için karmaşık bir mesele olmaya devam ediyor. Bölgedeki belirsizlik, yerel halkın yaşamını olumsuz etkilemekte ve gelecekteki siyasi gelişmeler, bu karmaşık durumu daha da derinleştirebilir.




