Kürt Halkının Çöküşü: İflasın Sebepleri ve Sonuçları

Kürt halkının son on bir yılda yaşadığı trajedi ve iflasın nedenleri ele alınıyor.

Tarih boyunca onur ve cesaretiyle tanınan Kürt halkı, son on bir yıldır ruhsuz bir yapının etkisiyle büyük bir trajedi yaşamaktadır. DOĞRUHABER Gazetesi’nin analizi, PKK’nın kırk yıllık kan ve nefret siyaseti sonucunda yaşadığı askeri mağlubiyetin yanı sıra, bir zihniyet iflası olduğunu vurgulamaktadır.

Uzun yıllar boyunca “halkların özgürlüğü” maskesi altında yürütülen bu savaş, sonunda sadece hayal kırıklığına yol açmış ve emperyalist güçlerin masasında birer araç haline gelmiştir. Dağlardaki mücadelelerini, Suriye’nin düz arazilerinde birer “paralı asker” olarak tamamlayanlar, bugün ise kendi halklarına verdikleri zararın bedelini ödeyememenin ezikliği ile yüzleşmektedir. Kendi çocuklarını bile savaşa sürmekten çekinmeyen bu yapı, destek aldığı güçlerin kendilerini bir gün feda edeceğini anlayamayacak kadar körleşmiştir. 40 yılın özeti, kaybedilen on binlerce can ve bir halkın sırtına saplanan ihanet hançeridir.

Suriye’de dış güçlerin etkisi altında bir “fantezi dünyası” kurmaya çalışan PYD, bugün yarattığı enkazın altında kalmıştır. 11 yıl süren destek, bir anda yok olunca, bir “kahramanlık” hikayesinin değil, bir projenin iflası olarak tarihe geçmiştir. Nerede o övülen askerler ve savaşçılar? Neden cephelerden kaçışlar yaşanıyor?

PYD, bölge halkının ruhu ve gelenekleriyle örtüşmeyen bir ideoloji dayatmaya çalıştı. Ancak zorla silah altına alınan çocuklar ve yabancı güçlerin gölgesinde kurulan bu yapı, gerçek bir orduyla karşılaştığında 11 yıllık birikimini 11 günde terk etmek zorunda kaldı. Çünkü kökü dışarıda olan bir yapının, toprakla bağ kurması mümkün değildir.

PYD’nin iflasının sebepleri arasında ideolojik fanatizm, inanç ve gelenek düşmanlığı, çocuk savaşçılar kullanma utancı, halkı savaşa sürme yalanları ve Batılı güçlerin masallarını sahada uygulama çabaları bulunmaktadır. Bu yapı, ABD desteğinin sonsuz olduğunu sanarak, aslında birer piyon olduklarını görememiştir. Silah yardımıyla milislik yapmayı ordu kurmak zanneden bu grup, hiyerarşi ve disiplin eksikliği ile bir adım ileri gidememiştir. Yıllarca “gerilla eğitimi” aldıklarını iddia edenlerin, profesyonel bir güçle karşılaştıklarında savaşmayı unuttuğu gözlemlenmiştir.

PYD, bölgedeki Arap, Türkmen ve diğer Kürtleri zorla göç ettirerek mülklerine el koymuş, şehirleri işgal etmiştir. Her çatışmada bölgeyi terk etmeyi alışkanlık haline getirmiştir. Kendi stratejilerine destek vermeyen her Kürtü “hain” olarak yaftalayıp, halkı bölmüştür. Kendilerini “yenilmez” olarak tanıtan bu yapı, sahada ilk kurşunda dağıldı. Müslüman coğrafyasında işgalci Siyonistlerle yan yana durarak, bölge halklarının nefretini kazanmışlardır.

PYD, kurulduğu günden bu yana hiçbir bölgeyi kendi kanıyla almadı; destek kesildiğinde arkasına bile bakmadan kaçtı. Örneğin, Afrin’de “aşılmaz kalemiz” dedikleri yerde, harekât başladığında lider kadro ilk uçakla kaçmıştır. Resulayn ve Tel Abyad’da kazdıkları tünellerden sadece kaçmak için çıkmışlardır. Bugün Tel Rıfat’tan Münbiç’e kadar her noktada panik hâkimdir. Haseke, Kamışlı, Kobani gibi yerlerde de sadece Amerika’yı devreye sokarak ve ağlayarak kirli antlaşmalarla tutunmaya çalışmışlardır.

Kürt halkı, dindar ve geleneklerine bağlı bir toplumdur. Ancak bu yapı, halkın camisini, inancını ve değerlerini hedef alarak işe başlamıştır. Kendi halkının kutsallarına düşmanlık eden bu zihniyet, Kürtleri bölgenin asli unsuru olmaktan çıkarıp, küresel güçlerin elinde bir piyon haline getirmiştir. Kürt halkı bu durumu hak etmiyor.

Bu yapı, Kürt kimliğini kullanarak girdiği her yerden kaçarak, halkın ismini lekelemeye çalışmıştır. Namuslu Kürtleri “hain” olarak yaftalayanlar, her yenilgide sivil halkın arkasına saklanarak mazlumları canlı kalkan yapmışlardır. 11 yıllık birikimi 11 günde terk ederken geride bıraktıkları tek şey, gözyaşlarıyla dolu analar ve harabe şehirlerdir.

Kürt halkının geleceğini çalanlardan, çocukları savaşın ortasına atanlardan elbet hesap sorulacaktır. Kürt halkı, kendisine zulmeden ve inancıyla çatışan bu yapıya mahkûm değildir. Afrin’den Münbiç’e, Haseke’den Kobani’ye kadar, nerede o övülen savaşçılar? Yoksa başka işlerle mi meşguller? Bu, bu ideolojinin iflasının bir göstergesidir.

Bir halkın en büyük trajedisi, o halkın ruhuna hançer saplayanların temsil iddiasıyla ortaya çıkmasıdır. Müslüman Kürt halkını “ajanlık” ile suçlayanların, bugün kimlerin piyonu olarak sahada savrulduğu ortadadır. Bu yapı, kendi ideolojik bekasını düşünerek tüm bir halkın geleceğini ateşe atmıştır. Kürtler artık sizin gerçek yüzünüzü tanıdı ve her anın kayıp ve zarar olduğunu fark etti. Kof ideolojilerinizin Kürtleri nasıl bir piyon haline getirdiğini herkes, özellikle de Kürtler gördü. Artık kapınıza gittiğinizde size inanacak Kürtler yok; sizden geçmişin ve bugünün hesabını soracak Kürtler var!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu